M. Yalçın YILMAZ
M. Yalçın YILMAZ
yalcin.yilmaz@star.com.tr
Tüm Yazıları

Çerçeve Yasa Öngörüleri

Basın tarihi merakımdan dolayı Babıâli'nin usta kalemlerine soru sormayı severdim. Bir ziyaretimde Ergun Göze üstada kritik tarihlere dair sorular yöneltmiştim. O gün 19 yaşındaydım. Bana ders gibi bir cevap verdi:

"Çoğu zaman kim ne yazmış diye bakıyorsun; ama bazen kimler niçin yazmıyor diye de bak."

Bugünlerde İran-ABD savaşının yayılma hattını kaleme alıyoruz. Yemen üzerinden Babü'l-Mendeb'e, Ürdün'den Lübnan içlerine uzanan geniş bir sahada riskler artıyor.

Ankara ise Kandil'deki münfesih örgüt militanlarının akıbeti için "geçici çerçeve yasa" hazırlığıyla meşgul. Avrupa'da yaşayan örgüt üyelerini de kapsayabilecek; denetimli serbestlik, ev hapsi ve bazı isimlerin siyaset yapmasına olanak sağlayabilecek bir taslak metnin önümüzdeki hafta başında şekilleneceği anlaşılıyor.

Güvenlik bürokrasisinin titiz çalıştığı ve bireysel dosyaların raftan indirildiği yönünde duyumlar var. Ankara'da özel yetkili bir mahkemenin kurulabileceği, çerçeve yasaya göre silahlı eylemde bulunmayanların belirli şartlarla topluma ve siyasete kazandırılabileceği konuşuluyor.

Bu yasa, sürece dair bir giriş mahiyetinde görünüyor. Gidişata ve örgütün tutumuna göre yeni adımların atılması mümkün olabilir.

Fakat çerçeve yasanın kamuoyunda yeterince tartışılmadığını köşe yazılarından da görebiliyoruz. Olası riskler nedeniyle sürece dair haber akışlarının dışında etraflı değerlendirme ve analizlere nadiren rastlıyoruz.

Meclisin bu ay sonunda, oldukça sıkışık bir takvim içinde çerçeve yasayı gündeme getirmesinin jeopolitik sebeplerini bu köşede 2024 yılının Eylül ayında yazmıştık. Irak sahasında yaşanacak gelişmeler bölge başkentlerini huzursuz ediyordu.

Öncelikle İsrail, Kuzey Irak'taki Kürt grupları İran'a karşı karadan saldırı hattında kullanmak istiyor. İran'a Irak üzerinden açılabilecek bir cephenin bölgeyi kaosa sürükleyeceğini bilen Netanyahu, savaşın çeperini genişletirken iktidardaki ömrünü de uzatmak istiyor.

İran yönetimi ise Erbil, Süleymaniye, IKBY/KYB çevreleri ve PKK gibi yapıların dahil olacağı bir saldırının İran içinde konsolidasyon sağlayacağını gayet iyi biliyor. Kürt grupların İran'a saldırması ihtimalinde Tahran, Irak sahasındaki Haşdi Şâbi unsurları üzerinden bu alandaki hâkimiyetini daha da artırabilir. Böylece İran, Suriye sahasıyla yeniden temas kurma imkânı da bulabilir.

İsrail ve İran'ın hesapları bölgede yeni bir vekalet savaşı sahası demek. Kan ve gözyaşı ile geçen bunca yıldan sonra Irak halkının huzurunu bozacak bu senaryoya Ankara karşı çıkıyor.

Bölgede farklı hesapların üst üste bindiği bir süreçten geçiyoruz. Ankara ise Irak'ta istikrar ve sükûnet istiyor. Basra güzergâhının açık kalması ve ticaretin canlanması birinci öncelik. Ankara'da siyasetin iç dengeleri hesaba kattığını; ancak güvenlik bürokrasisinin bölgesel risk raporlarını da dikkatle değerlendirdiğini söyleyebiliriz.