M. Yalçın YILMAZ
M. Yalçın YILMAZ
yalcin.yilmaz@star.com.tr
Tüm Yazıları

Silahlar masanın altında

ABD ile İran arasında imzalanan İslamabad Mutabakat Zaptı kısa vadede dünyayı rahatlattı. Piyasalar nefes aldı. Petrol fiyatları üç ayın en düşük seviyesine geriledi. İsviçre'nin Bürgenstock kasabasında masalar kuruldu. Katar ve Pakistan'ın arabuluculuğunda 18 saat süren diplomatik maratonun ardından teknik komiteler oluşturuldu. Ancak savaş durmuş olabilir ama gerilim bitmiş değil.

Şimdi izlediğimiz sürece bir ad verecek olursak: diplomatik düello ve elbette silahlar masanın altında...

İsviçre'deki görüşmeler bunun ilk işareti oldu. Taraflar 60 günlük bir yol haritası üzerinde çalışmaya başladı. Hürmüz için ayrı, Lübnan için ayrı, nükleer dosya ve yaptırımlar için ayrı mekanizmalar konuşuldu. Bu ilk bakışta olumlu görünüyor. Çünkü masanın devrilmediği, sürecin devam ettiği anlaşılıyor. İyimser tablo böyle ancak bir de gerçekler var. Taraflar aynı metni aynı şekilde okumuyor. Ortak bir metin var ama ortak bir söylem söz konusu değil.

Trump bu süreci kendi kamuoyuna bir başarı gibi anlatmak istiyor. Başkan Yardımcısı J.D. Vance üzerinden iki başlığı öne çıkarıyor: İran'ın nükleer denetimlere kapı açması ve dondurulmuş fonların kontrollü biçimde serbest bırakılması.

Tahran ise başka bir çerçeve çiziyor. İran tarafına göre ortada Amerikan denetimine açılmış yeni bir rejim yok. Fonların nasıl harcanacağına dair dışarıdan dayatılmış bir çerçeve de kabul edilmiş değil. Tahran açısından asıl mesele, petrol satışının önündeki ablukanın fiilen kalkması ve Hürmüz üzerindeki etkinin korunması. Dolayısıyla ortada ortak bir zafer anlatısı yok. Taraflar henüz aynı barıştan söz etmiyor.

Son günlerde en çok öne çıkan başlık yine Hürmüz oldu. Tanker trafiğinde bir kıpırdanma var ama eski düzene dönülmüş değil. Armatörler için risk primleri hâlâ yüksek. Üstelik sahadaki tablo, kâğıt üzerindeki serbestlik ile tam örtüşmüyor. İran, Umman ile jet hızıyla temasa geçerek boğazın ortak yönetimi ve geçiş rejimi üzerinde çalışıyor. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise İran Hürmüz'de haraç kesemez derken tehdit etmeye devam ediyor.

Yani Hürmüz'de mesele çözülmüş değil. Sadece ertelenmiş görünüyor.

İkinci ve en riskli dosya Lübnan. Çünkü mutabakat zaptının en zayıf halkası burada. İslamabad'daki metne Lübnan'da askeri operasyonların durdurulmasına dönük maddeler girdi ve bir çatışmasızlık planı kuruldu. İran bunu mutabakatın ilk ve en büyük testi olarak görüyor. Ancak ABD tarafında farklı sesler var. Rubio, Lübnan dosyasını İran mutabakatından ayırmaya ve Beyrut hükümetiyle doğrudan ayrı bir iletişim kanalı açmaya çalışıyor.

Sürecin en riskli aktörü İsrail. Netanyahu hükümeti, güney Lübnan'daki operasyonlarından vazgeçmeyeceğini her fırsatta tekrarlıyor. Savaşın hedeflerine ulaşamadığı düşüncesi İsrail iç siyasetinde Netanyahu üzerindeki baskıyı artırırken, Tel Aviv mutabakatı sahada zorlamaya devam ediyor. İsrail'in bu ısrarı, ABD ile İran arasında kurulan masayı her gün biraz daha sarsıyor.

Trump burada iki farklı baskıyla karşı karşıya. Bir tarafta Amerikan iç siyaseti, yaklaşan seçimler ve enerji fiyatları var. Diğer tarafta ise İsrail'i ve ABD'deki şahin çevreleri sakinleştirme zorunluluğu. Bu yüzden Beyaz Saray'ın dili bir gün uzlaşmacı, ertesi gün tehditkâr oluyor. Trump'ın sosyal medyadaki öngörülemez çıkışları yüzünden İran heyetinin masayı kısa süreliğine terk etmesi, sürecin ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi.

Beyaz Saray'da yaklaşım farkı dikkat çekiyor. Vance daha uzlaşmacı bir dil kullanıyorken Rubio ise daha sert bir çizgide duruyor. Özellikle füze programı ve bölgesel etkiler başlığını sürekli gündemde tutuyor. Bu da ABD yönetimi içinde uyumsuzluğu açığa çıkartıyor.

Benzer huzursuzluklar Tahran'dan da yükseliyor. Askeri safhada ayakta kalmış bir yönetim var. Ancak uranyum stokunun geleceği, ajans denetimleri ve Hürmüz rejimi gibi başlıklar İran iç siyasetinde "gereğinden fazla taviz verildi" eleştirilerini artırıyor. Ordu cephesinden gelen "ofansif doktrine geçtik, henüz bütün gücümüzü göstermedik" yönündeki açıklamalar da bu iç baskının bir yansıması gibi okunuyor.

Mutabakat süreci ilerliyor ama netleşmiyor. Masa dağılmadı ama sağlam bir düzenden bahsetmek imkansız.

İslamabad Mutabakatı savaşı bitirmedi. Sadece şeklini değiştirdi. Açık çatışmanın yerini diplomatik mücadele aldı. Silahlar ise şimdilik masanın altında.