
Korktuğum oldu ve okul saldırıları gündemden düştü, yaşanan facia konuşulmaz oldu ve olanlar unutuldu.
Oysa bu konu ülkedeki en acil konulardan biriydi.
Öyle olduğu için biz unutmayacağız, unutturmayacağız ve konuşmaya, yazmaya devam edeceğiz.
Yaraya Neşter...
Bu yazı serisine başlarken böylesi büyük, iç içe geçmiş sorunlar yumağını getirip sadece internete ya da bilgisayar oyunlarına dayamak en büyük hata olur ve bu hata bizi daha büyük bataklıklara götürür demiştim.
Bu sorunda; bilgisayar oyunlarından internetten tutun, aileden, aile yapısından, eğitim sistemine, öğretmen öğrenci ilişkisinden mevcut okullara, özellikle gençliğin maruz kaldığı siber saldırılara varıncaya kadar birçok konuya dayandığı sebepleri olduğunu yazmıştım.
Sonrasında aile ile ilgili konuya değinmiş ailenin önemini ve bu olaylardaki etkilerini anlatan bir yazı kaleme almıştım.
Evet, şimdi bu olaylara sebep konular içinde en önemli ikincisi olan eğitim başlığına, eğitimdeki sistem sorununa değinmek istiyorum
Eğitimin Açmazları...
Bugün baktığınızda maalesef eğitim konusunda, öğretmen öğrenci ilişkilerinden tutun, eğitimde uygulanan sisteme varıncaya kadar acilen çözülmesi gereken çok sayıda sorunumuz olduğunu görürsünüz.
Ben bu sorunların içinden seçerek sadece konu ile ilgili olanlarına değineceğim.
Eğitimle ilgili sorunların en başında öğretmen öğrenci ilişkileri gelmektedir.
Bu konu maalesef eğitimin kanayan yarası durumundadır.
Bugün içine düştüğümüz çukuru anlamamız için geçtiğimiz günlerde bir yakınımın anlattığı kanımı donduran hikâyeyi burada anlatmak istiyorum.
Disiplin Hak Getire...
Bir okulumuz koridorunda öğrenciler kendi aralarında ölümüne kavga ederlerken bir öğretmenimiz kavgayı ayırmak adına olaya müdahale etmek ister.
Öğrencilerden bir grup "hocam siz bu işe karışmayın." diyerek öğretmeni engellerler.
Öğretmen bu uyarı üzerine kavgadan uzaklaşır ve öğretmenler odasının yolunu tutar.
Sakın... Bu münferit bir olay genellememek lazım demeyin çünkü bu ve benzer hadiseler birçok konuda ve birçok okulda yaşanıyor.
Aklımda Deli Sorular...
Saygının disiplinlin olmadığı yerde eğitim olur mu?
Olsa da o eğitimden verim alabilir misiniz?
Birbirimizi kandırmayalım, alamazsınız...
Peki tuğlanın yamulduğu yer neresi?
Eskiden bu işler nasıl yapılırdı?
Nerde O Eski Günler...
Eskiyi andığınızda yine aklınızda deli sorular beliriyor.
İşte on sorulardan birkaçı...
Yakın geçmişte okul müdürünü görünce yolunu değiştiren öğrenciler neredeler?
Öğretmenini gördüğü an saygı ve hürmetle önünde başını eğen öğrenciler nerede?
Öğretmenden dayak yediği an bir dayağı da anne babasından yiyen nesil nerede?
Öğretmen laf söylediği an "sen benim çocuğuma nasıl laf söylersin" diye naralar atarak okul basan, okulu birebirine katan cahil veliler de nereden çıktı?
Okuluna, öğretmenine, sıra arkadaşlarına kurşun yağdıran çocukları kim bu hale getirdi?
Acil Acil Acil...
Bugün herhangi bir okula gidin öğretmen ve öğrenciyi zor ayırt edersiniz.
İlişkiler öylesine birbirine girmiş, görüntüler öylesine iç içe geçmiş ki inanamazsınız.
Bu durumun önüne geçmek için işe okullarda kıyafet disiplinini geri getirerek başlamalıyız.
Öğrenciler eskiden olduğu gibi tek tip kıyafet giymeli.
Zamanında serbest kıyafet kararını alanlar, bilerek ya da bilmeyerek ülkenin ve eğitim sisteminin altını oydular.
Öğretmen okulları acilen açılmalı eski cumhuriyet döneminde olduğu gibi öğretmenler ortaokuldan başlayarak uzun süreli bir eğitimle yetiştirilmeli ve bu meslek grubunun gelir düzeyi ve itibarı toplumda örnek seviyeye getirilmelidir.
İki üç yıllık eğitimle öğretmen yetiştiremezsiniz, yetiştirmeye kalkarsanız da ortaya böyle bir tablo çıkar.
Bu konuda velilere de büyük görevler düşmekte...
Veliler olarak tüm yetkiyi ve disiplini öğretmenlere devretmeli, öğretmenlerden hesap soran değil çocuğunun durumunu soran kişiler olmalıyız.
Bir diğer konu meslek liseleri...
Sayısı mutlaka artırılmalı, çocuklar genç yaşta üretim çarkına dahil edilmelidir.
Eğitim devletin işidir...
Bu mantıkla eğitimin ağırlık noktası mutlaka özel okullardan devlet okullarına kaydırılmalı, veli ve öğrenci üzerindeki maddi külfet mutlaka kaldırılmalıdır.
Tedbirleri listelemek mümkün.
Tüm bu yazıda uzun lafın kısası...
"Öğrenciyi yaşat ki devlet yaşasın..."