Fadime ÖZKAN
Fadime ÖZKAN
fozkan@star.com.tr
Tüm Yazıları

Erdoğan sağlam kale, CHP kara delik

Türkiye ilkeli, dengeli, tutarlı, rasyonel politikalarıyla; masada sözü, sahada gücüyle dostluğunu kazananın başka müttefik aramayacağı tek ülke dünya üzerinde. Yakın dönemde yakın coğrafyamızda sessizce başardıkları bile bunun somut göstergeleri. Karabağ'da, Libya'da, Suriye'de, Somali'de, Afrika içlerinde, Ukrayna'da tahıl ve rehin krizlerinde, Irak'ta Basra Kalkınma Projesinde, patlamaya hazır bir bomba gibi gerilim üreten Balkanlarda...

Türkiye'nin varlığı, dostluğu, ağırlığı, arabuluculuğu hep işe yaradı. Yakın coğrafyaya ve bütün dünyaya esenlik getirecek politikaları geliştiren, çıkış yollarını gösteren bir ülkeyiz çok şükür.

Cumhurbaşkanı Erdoğan dün AK Parti Grup toplantısında Türkiye'nin ve bölgenin gerçeklerine dair kuvvetli açıklamalar yaptı. ABD Başkanı Trump'ın bile tahammülünü zorlayan Gazze kasabı Netanyahu ve onunla aynı hizaya geçerek Türkiye'nin düşmanlığına talip olan gafillere ihtiyaç duydukları uyarıyı yaptı.

İHTİRASI CÜSSESİNİ FAZLASIYLA AŞANLAR

Akdeniz'de özellikle Kıbrıs Adası'nda fitne ateşinin yakılmak istendiğini gördüklerini ve gelişmeleri yakından takip ettiklerini söyleyen Erdoğan'ın uyarısı sertti: "İhtirasları cüsselerini fazlasıyla aşan bazı ufak tefek yapılar, İsrail'in fitne kayığına binmişler, siyonizmin taşeronluğunu üstlenmişler, güya Doğu Akdeniz'de birtakım ham hayallerin peşine düşmüşler. Çok açık söylüyorum, kimse macera peşinde koşmasın, kimse siyonist katliam şebekesinin kuyruğuna takılmasın. Eğer Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin ve Kıbrıs Türkü'nün hak ve hukukuna kastedilirse bilinmesini isterim ki cevabımız çok net olur, çok da sert olur".

Siyonist İsrail'in "Arz-ı Mevud hezeyanının nihai hedefinin ne olduğunun gayet iyi farkındayız. Allah'ın izniyle buna asla müsaade etmeyeceğiz" diye de ekledi Cumhurbaşkanı.

Kim bu hırsı boyunu aşanlar?

İsrail, Yunanistan, Fransa, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi...

Korkuları da hırslarını aşmış durumda aslında. İçine düştükleri batağın farkında olarak sabah akşam tüm TV kanallarında Türkiye'nin askeri-siyasi gücünü konuşup titreyerek geçiriyorlar vakitlerini.

CHP'DEKİ ANAFORA GÜVENLİ TAKİP MESAFESİ

Daha önce "güvenli takip mesafesinde takip ediyoruz" dediği CHP'deki koltuk krizine dair duruşunu dün de tekrarladı Cumhurbaşkanı.

"Gazi Mustafa Kemal'in partisini affınıza sığınarak söylüyorum pavyon masalarına düşürenler kendileridir. CHP'deki anafor bizi zerre ilgilendirmiyor. Koltuk ve salon kapmaca savaşının tarafı değiliz ve olmayacağız" diyerek keskin bir set çekti Erdoğan.

Devlet Bahçeli ise iyi niyetle uyarılarda bulunuyor CHP hiziplerine. Önce Kılıçdaroğlu'na "feragat et" dedi, sonra Özgür Özel'e "ateşe körükle gitme". Ama onların –özellikle İmamoğlu-Özel hizbinin- bunu dinleyecek halde olmadıkları çok açık. Gemi azıya almış gidiyorlar.

CHP SEÇMENİNİN CHP'DEN ÇEKTİKLERİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tek endişesi vatandaşın siyaset kurumuna güveninin sarsılması. Bunu birkaç kez daha söyledi.

Lakin söz konusu parti CHP; gelip geçen yönetimler siyaseten beceriksiz; başkanlar-kadrolar belediye rantına göz dikmişler olunca taban ne yapsın? Her seçimde iktidar umudu sönüyor, gelen gideni aratıyor. Bir yanda kronik depresyon, bir yanda Muharrem İnce'nin dediği gibi -CHP elitleri ve medyası tarafından üretilen- şizofreni arasında ağır bir ruh haliyle cebelleşiyor CHP seçmeni. Üstelik ne varlıkları, ne iradeleri ne de destekleri değer görülüyor.

Kılıçdaroğlu'nun dediği gibi kah "tıpış tıpış oy veren sürü", kimi zaman İmamoğlu'nun dediği gibi "kendisini yapraklarla beraber alkışlamaya mecbur", bayat yahut çalıntı seçim sloganları, tutulmayan seçim vaatleri, yönetilemeyen ama kasası soyulan belediyeler, çalınan kurultaylar, bölünmeler, hizipler, dün piro dediğine bugün hain demek zorunda kalmalar...

KILIÇDAROĞLU "TEMİZLERİM" DEDİ, DEDİĞİNİ YAPTI

Kemal Kılıçdaroğlu mutlak butlan kararından beridir açık ve net konuşuyor.

"Önce arınma, sonra güvenli limanda kurultay" diyor.

Yetkilerini de kullanarak adım adım dizginleri eline alıyor.

Önce Salı günkü Grup krizini siyasi olgunlukla atlattı, Özgür Özel tüm çiğliğiyle göründü.

Dün MYK toplantısından 9 milletvekilini ihraç istemiyle disipline sevk etti. 9 vekilin ortak özelliği İmamoğlu'nun da dahil olduğu İBB ve Aziz İhsan Aktaş yolsuzluk ve ceza davalarında adı geçen isimler olmaları. Özgür Özel ismi ihraç listesinde –şimdilik- yok.

Kemal Kılıçdaroğlu bugün ise Özel taraftarlarının da olacağı Parti Meclisinde "arınma" kararlarını ilerletecek.

İMAMOĞLU-ÖZEL HİZBİ KAYBEDERKEN

İmamoğlu-Özel ikilisi ise kazanamayacakları bir savaşa girdiklerinin bilgisiyle her gün biraz daha sönümlenecek olan ateşi harlama derdindeler. Gemileri çoktan yaktılar, köprüleri attılar.

"Koltuğunu altından çalıp sırtından bıçakladıkları" CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'na hain demek, bela okumak, koro halinde küfretmek, genel merkeze sokmamak, CHP Grup salonuna sokmamak, kürsüye çıkarmamak için oturup günlerce düşünmek...

Sadece parti içi çirkin hizip girişimleri, verimsiz kantin solculuğu değil, Erdoğan'ın dediği gibi tehlikeli bir anafor. İyi, doğru, güzel, verimli ve gerekli olan her şeyi yutan bir kara delik CHP.