Fadime ÖZKAN
Fadime ÖZKAN
fozkan@star.com.tr
Tüm Yazıları

Kılıçdaroğlu'nun günahı

CHP'li delege ve üyelerin itiraz ve itiraflarıyla başlayan 38. Olağan Kurultay davasından çıkan "mutlak butlan" kararı CHP'yi ortadan ikiye bölmüş görünüyor.

"Satın alınmış delege" oyuyla yani "kirli parayla finanse edilmiş bir siyasi operasyonla" parti yönetimine geçtiği anlaşılan Özgür Özel ve yakın çevresi bunu "onur" meselesi olarak lanse ederken, koltuğunun hileyle çalındığını düşünen Kemal Kılıçdaroğlu yeni durumu hem hırsızlardan "hesap sorma" hem partiyi bunlardan "arındırma" fırsatı olarak görüyor.

Karşılıklı atılan hoyrat adımlar uzlaşma ihtimalini ortadan temelli kaldırmış gibi.

ÖZGÜR ÖZEL'İN KORSAN GRUP KONUŞMASI

Kemikleşmiş siyaset anlayışıyla CHP'ye eklemlenmiş olan Önder Sav'ın aklı, Ekrem İmamoğlu'nun talimatıyla hareket ettiği anlaşılan Özgür Özel tüm imkanları hızlıca kullanıyor.

Amaç "mağdur" imajı yaratmak, CHP tabanı ve kamuoyunu yanına çekmek, yanında tutmak ve Kılıçdaroğlu üzerinde baskı kurarak hem ihraçları önlemek hem ilk kurultayda partiyi yeniden ele geçirmek.

Bu amaçla CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun bilgisi ve izni hilafına kendini apar topar CHP Grup Başkanı seçtirdi. TBMM'de CHP Genel Başkanı'nın kullanımına ayrılan makam odasının kapısındaki isimliği değiştirerek kendine tahsis etti.

Bugün de –ilan edildiği üzere- 13.30'da –yine CHP Genel Başkanı'nın bilgisi izni iradesi dışında- ve ilginç şekilde onun adına bir grup konuşması yapacak.

Dün akşam saatlerinde 111 CHP milletvekili ortak bir deklarasyona imza atarak 12 Temmuz'da olağanüstü kurultay yapılması için taleplerini ilan ettiler. CHP Meclis grubunda 138 milletvekili olduğu hatırlandığında Kılıçdaroğlu'nun azınlığa düştüğü görülecektir.

SGK KAYITLARI, MASAK RAPORLARI YENİ DELİL DEMEK

Öte yandan CHP'de olaylar hiç bitmiyor.

Şaibeli Kurultaya ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında yeni bir gelişme daha yaşandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu kurultayda oy kullanan tüm delegelerle delegelerin birinci derece yakınlarına ilişkin MASAK raporları, banka hesap hareketleri ve SGK kayıtlarının ilgili kurumlardan gönderilmesini talep etti.

Bu gelişme poşette taşınan nakit paralarla, KİPTAŞ daireleriyle, pavyon masalarında yapılan pazarlıklarla satın alınan delege oylarına ve Özel'e oy verildiğini gösteren fotoğrafların Selin Sayek Böke'ye iletildiğine ilişkin CHP'li ifadelerinin ve iddialarının somut delile dönüşmesi demektir. Kurultay'la ilgili ceza davalarını da doğrudan etkileyecek bir gelişme bu.

ÖZEL NEDEN BU KADAR ASABİ?

Özgür Özel'in son zamanlardaki tarifsiz asabiyeti ise gözlerden kaçmıyor.

İçine düştüğü durumun çıkışsız sonuçsuz verimsiz tekrarlar ürettiğini, partiyi ve tabanı çürüttüğünü seziyor mu acaba?

Otobüs üstünde -Atatürk'ün Nutuk'unu bile doğru düzgün okuyamayan genç bir CHP'linin dengesiz davranışlarını kontrol etmeye çalışırken de, Anıtkabir'e düzenlediği korsan ziyarette çelenk üstüne koymak için cebinde gizlice taşıdığı "Özgür Özel – CHP Genel Başkanı" yazılı fiyonk için arbede çıkarmasını da, açıklamalarındaki bağlam sorununu da başka neyle açıklayacağız.

Bu agresif haller ergen çocuklarda geçecek umuduyla mazur görülebilir ancak.

ÖZGÜR ÖZEL SİYASİ OLGUNLUKTAN YOKSUN

Öte yandan ifade etmek gerekir ki Özgür Özel, siyasi olgunluktan, devlet yönetmeye talip bir siyasetçinin sahip olması gereken meselelere hakimiyetten, çözüm becerisinden, anlayıştan ve ağırbaşlılıktan her zaman uzak biriydi.

Konuşurken, otururken, ayaktayken mütemadiyen zıplaması, sağa sola hızla dönmesi, yanlara doğru biteviye sallanması bile söylediklerinden bağımsız olarak ciddiyetten uzak bir profile itiyor onu.

Kılıçdaroğlu ile kıyaslanınca kuşkusuz bir hitabet becerisi var ama her şey de retorik ve içerik değil sonuçta. Sözü söyleyenin ikna gücü, itimat telkin edecek sicili yok ise ve yanlış kişilerle yanlış yollarda izi var ise saygınlık kazanmış olmuyor.

KEMAL BEY'İN SON PİŞMANLIĞI

Kemal Kılıçdaroğlu'nun bayramlaşma konuşmasında "CHP'ye sızan Fetö'cüleri, hırsızları, yolsuzları, arsızları vaktiyle sezip partiden temizlemediğim için özür dilerim" demesi gibi tıpkı. Hiç inandırıcı değil yani.

Her şey olup bittikten, Basra harap olduktan sonra son pişmanlığın kime ne faydası var?

Ayrıca adını kimsenin duymadığı İmamoğlu'nu Beylikdüzü'nden alıp İBB'ye aday gösterirken yolsuzluk dosyasına ve bağlantılarına hakim değil miydi Kılıçdaroğlu? Özgür Özel'i nasıl bir sürecin sonucunda kazandırdı CHP'ye?

CHP İstanbul İl Binası deste deste kayıt dışı parayla ve usulsüz biçimde alınırken Kemal Bey CHP Genel Başkanı değil miydi? Bundan da mı haberi yoktu?

MİT kumpası zamanında, Gezi'de, 17-25 Aralık'ta, çukur-barikat terörü döneminde, 15 Temmuz'da, sonrasında FETÖ'cüler devletten temizlenirken, Türkiye teröre karşı sınır ötesi operasyonlar yaparken, Mavi Vatan'da ülkenin menfaatleri savunurken –yeni pozisyonunda devlet-millet vurgusunu ne kadar öne çıkarırsa çıkarsın- neden devletin-milletin yanında değildi Kılıçdaroğlu?

Hep ama hep Türkiye'nin karşısında duranların, Türkiye'ye saldıranların tezlerini savundu ne yazık ki. FETÖ'nün yarım bıraktığı operasyonların devamını Meclis kürsüsünden devam ettirdi. Bu günah ona yeter.

Daha önce kendisine de sordum bunları ama cevaplamamayı seçti.

Oysa bunlar Kılıçdaroğlu'nun cevaplaması (hesap vermek olarak da okunabilir) gereken sorular.

Lakin Kemal Bey'in son konuşmasındaki şu vurguya aynen katıldığımı da ifade edeyim:

"Bu mesele Türkiye'de siyasetin ahlakla mı parayla mı, hukukla mı operasyonla mı, millet iradesiyle mi aparatlar üzerinden mi şekilleneceği meselesidir".

CHP'nin arınması meselesi tam da bu nedenle önemlidir.