Fransa'nın Ortaçağı, Türkiye'nin Yeniçağı

Son yazım “lidersiz ve vizyonsuz kalan Avrupa bir kez daha ortaçağa giriyor” cümlesiyle bitiyordu. İzninizle oradan başlayacağım.

Hiciv dergisi olduğunu iddia eden ama dini, insani değerlere saldırmasıyla tanınan Charlie Hebdo’nun başlattığı kışkırtma lidersiz ve vizyonsuz kalan Fransa devleti tarafından da sahiplenilmiş durumda.

Derginin 2015’te İslam Peygamberi Hazreti Muhammed (SAV)’e hakaret içeren karikatürleri yayınlamasının ardından başlayan süreç yeni ortaçağın en karanlık ülkesinin Fransa olacağını işaret ediyor.

Zira Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve diğer İslam düşmanları dergi merkezine 2015’te yapılan terör saldırısıyla ilgili yeni başlayan davayı bahane ederek tüm Müslümanları rencide etmeyi, İslam’la terörü eşitlemeyi tercih ediyor. Hakaret, aşağılama ve alayla işlenen, kişileri ve kitleleri kışkırtma amacı güden nefret suçlarını “ifade özgürlüğü” kılıfıyla örtmek istiyorlar.

Öte yandan Fransa’daki Müslümanların en temel haklarını kısıtlamaya, yasaklamaya hazırlanıyor Fransa Cumhurbaşkanı.

Kamu binalarına yansıtılan hakaretin üst düzey ağızlarca resmileştirilmesi bir yana, aynı dergi bu kez de Macron’u eleştiren ve ferasete davet eden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef aldı. Aynı seviyesizlik, aynı saldırganlık, aynı kasıt…

Erdoğan ise dünkü AK Parti grup toplantısında olabilecek en doğru yerden cevap verdi Macron’a ve dergi formunda çıkan çöplüğe: Muhatap olmadı!

Fransa’da ve diğer Avrupa ülkelerinde yükselen İslam düşmanlığının Avrupa’yı yeniden ortaçağa sokacağı uyarısında bulundu Cumhurbaşkanı.

Kainatın Efendisi Hz. Muhammed (SAV)’in doğum gününün kutlandığı mübarek günde “daima, önce Peygamberim” diyerek hem Peygamber Efendimize olan sevginin büyüklüğünü, hem de O’nun ümmeti olmanın onurunu dünyaya duyurdu.

Topraklarında 435 kilise, sinagog ve havra bulunan, dileyen herkesin dinini özgürce ve güvenle yaşadığı bir ülkenin Cumhurbaşkanı olarak da Charlie Hebdo’nun nefret suçu işleyen yayınlarına ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu Erdoğan.

Akıldan izandan, edep ve ahlaktan nasipsiz yerli Fransızları da eleştirdi Cumhurbaşkanı. Oysa Türkiye’nin kaderini belirleyen o büyük çoğunluğu, aziz milletimiz biliyor Türkiye’nin ve Erdoğan’ın savunduğu değerler yüzünden hedef olduğunu. Tüm gücüyle destekliyor ve Türkiye dünyada adaletin ve hakikatin sesi olarak yeniden güçleniyor.

Avrupa’da Ortaçağ başlarken Türkiye, Erdoğan’ın liderliğinde Allah’ın izniyle yeni bir çağ açıyor.

***

METSAMOR NÜKLEER SANTRALİ KAPATILMALI

Sınırımızda bekleyen bir tehlike daha var. Erivan’a 46, Türkiye’ye sadece 16 kilometre uzaklıkta olan Metsamor Nükleer Santrali’nin bir an önce kapatılması gerekiyor.

Son derece eski bir teknolojiye sahip olan ve kaza olma ihtimali bilim adamlarınca yüksek bulunan santral tüm bölge için büyük risk taşıyor. 1977 yılında açılmış, kullanım ömrü de dolmuş ama Ermenistan aldığı bir kararla santralin 2026’ya kadar açık kalacağını ilan etmiş.

Türkiye 1957’den beri BM çatısı altında faaliyet gösteren Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nda yıllardır bu gerçeğe dikkat çekiyor ama henüz sonuç alınmış değil. Ermenistan’ın yeniden saldırganlaştığı bir dönemde konu tekrar ve en yüksek sesle getirilmeli gündeme. Uluslararası kamuoyunda Mersamor’un bir an önce kapatılması için duyarlılık oluşturulmalı.

Yoksa Allah korusun, Erivan ordusunun yahut kullandığı paralı teröristlerin bir saldırısıyla veya bölgede hareketli olan fay hatları nedeniyle çok üzücü şeyler olabilir. 35 yıl önce patlayan Çernobil’in yüzbinlerce insanı doğrudan ya da dolaylı olarak zehirlediğini, çocukların sakat doğmasına, insanların kansere yakalanmasına neden olduğu, etkilerinin nesiller boyu devam ettiği bilinirken Metsamor ihtimaller zincirine ve Erivan’ın keyfine bırakılmayacak kadar büyük tehlike taşıyor. Metsamor bir an evvel kapanmalı.