Sibel ERASLAN
Sibel ERASLAN
sibeleraslan@star.com.tr
Tüm Yazıları

İstanbul Aile Vakfı'nın açtığı dava!

Büyük Aile Platformu'na bağlı İstanbul Aile Vakfı, tam da 19 Mayıs günü çok önemli bir deklarasyonda bulundu. Atatürk'ün Samsun'a ayak bastığı ve Milli Mücadelemizin de başlangıç tarihi olarak kabul edilen 19 Mayıs'ta yayımladıkları bildiride; ''19 Mayıs, yalnızca bir toprak müdafaasının değil; geleceği, gençliği ve milletin istikbalini koruma iradesinin de tarihidir. Bugün dijital çağda çocuklarımızın ve gençlerimizin zihin dünyasını korumak da bu sorumluluğun bir parçasıdır.' dediler.

Bu adeta yeniden başlatılan bir İstiklal Harbine benziyordu, vatanın, memleketin, milletin geleceği için verilecek çok değerli bir mücadelenin startıydı. Günümüzde ekranlar üzerinden maruz kaldığımız kültürel işgale karşı durmak, bugünün bağımsızlık mücadelesiydi artık.

İstanbul Aile Vakfı'nın dünkü bildirisinde, açılan bir davadan söz ediyordu. 'Türkiye'de faaliyet gösteren dört büyük sosyal medya şirketine karşı dava' açmışlardı. Açılan bu davanın bir tür yasaklama girişimi olmadığı vurgusunun altını çizmişler. Bu dava; bir tespit, koruma ve toplumsal farkındalık çağrısıdır, demişler.

Kuşkusuz amaçları; yargının sürece dahil olmasıyla birlikte, sosyal medya şirketlerinin tüm kullanıcılar üzerindeki etkilerinin bilirkişiler ve hukuki çevrelerce değerlendirilip gereken tedbirlerin de hayata geçirilmesidir. Sosyal medyayı kriminalize etmek için değil, sosyal medyayı kullananların haklarını korumak adına hareket ettiklerini bildiriyi okuyunca derhal anlıyorsunuz zaten

Bildiğiniz gibi; sosyal medya platformları artık sadece insanların iletişim kurduğu araçlar olmaktan çıkmış; çocukların, gençlerin ve özellikle aile yapısının gündelik hayatını doğrudan etkileyen güçlü sistemlere dönüşmüşlerdir. Gerçekten de spekülasyon bulutları ile algı ve zihin sürüklemesi yapanlar, beğeni ve eğilim kavislerini kendi rotalarına göre dalgalandıranlar bugün tektipleşmiş bir tüketici bordrosu peşindeler. Büyük kapitalist şirketler ağının elinde oyuncak olmamak ve birer nesneye dönüşmemek için tedbirler alınmalıdır.

Bildirinin belki de en can alıcı paragrafı ise şöyle: ''Bugün çocuklardan gençlere, ebeveynlerden yetişkinlere kadar toplumun geniş kesimlerini etkileyen bir "ekran ve dikkat krizi" ile karşı karşıyayız. Aile içi iletişimin zayıflaması, dikkat dağınıklığı, yalnızlaşma ve sosyal kopuş gibi sorunlar giderek daha görünür hale gelmektedir. Sosyal medya kullanımının artması ile depresyon, kaygı (anksiyete) ve uyku problemleri arasında anlamlı ilişkiler bulunmaktadır. Günde üç saatten fazla ekran kullanımı, psikolojik riskleri belirgin şekilde artırmaktadır.' İstanbul Aile Vakfı olarak bu konudaki zararlara dair bir farkındalık alanı açmaya çalıştıkları bir gerçektir.

Hattızatında tüm gelişmiş ülkelerde sosyal medya şirketleri ciddi denetimlere ve hem de ağır müeyyidelere tabi tutulmaktadır. Fakat aynı büyük sosyal medya şirketlerinin ülkemizde sebep olduğu kişisel ve toplumsal tahribatın hesabı ise sorulmamaktadır. Sosyal medyanın hukuki yaptırımsal alt yapısının temeli de belki bu tip açılan davalarla daha belirgin hale gelecektir.

Deklarasyonda ''Çocukların, gençlerin ve tüm kullanıcıların ekran karşısında yalnızlaşmasına, dikkatlerinin ticari sistemlere teslim edilmesine ve insan ilişkilerinin aşınmasına karşı sorumluluk çağrısı yapıyoruz' deniyor.

Büyük Aile Platformu ve İstanbul Aile Vakfı, taşın altına sadece elini değil tüm gövdesini sokan ve toplumsal sorumluluk yükünü üstlenen bir çatı...

"Geleceği korumak, bugünden başlar."

"Temiz ekran demek, istiklali ve istikbali güvence altına almak demektir."