Kadına şiddet, erkekler bunu dert etmedikçe bitmeyecek!

Kadın hakları, özgürlükleri. Kadın haklarının öncelikle insan hakkı olduğu hakikati. Kadın istihdamı, fırsat eşitliği, eşit işe eşit ücret mevzuu. Kız çocuklarının okullaşması. Evde yaşlı ya da engelli yakınına bakan kadınların hakları, hayatları. Kadının temsili. Seçme ve seçilme hakkı. Cam tavanın kırılması. Kamuda ve özel sektörde karar makamlarına kadınların ayrımcılığa uğramadan gelebilmesi...

Kadına dair konuşulacak çok konu var.

Ama ne yazıktır ki biz kadınlar her 8 Mart'ta en fazla kadına şiddeti konuşuyoruz.

En acil, en yakıcı, en ölümcül konu bu olduğu için... Tehdit edilen, onuru kırılan, acımasızca dövülen, işkence gören, öldürülen kız kardeşlerimizle beraber bizim de canımız çok yandığı için... Kadına şiddet olgusu ortada tüm yakıcılığıyla dururken diğer meseleler üzerine konuşmakta zorlanıyoruz, konuşamıyoruz.

Biraz da bu yüzden 8 Mart Dünya Kadınlar Günü "kadını, kadına yönelen şiddetten nasıl koruruz" gününe dönmüş durumda.

Ve siyasetçileri saymazsak hep kadınlar konuşuyor!

Kadın sivil toplum kuruluşları, kadın siyasetçiler, kadın akademisyenler, kadın gazeteciler, kadın sanatçılar, kadın ilahiyatçılar...

Ama yeterli olmadığı ortada!

Hâlbuki kadına yönelik şiddet olaylarının hemen tamamında fail erkek!

Üstelik katlettiği, darp ettiği kadınla arasında ya aile bağı ya gönül bağı var!

İşte bu durumun erkekleri teyakkuza geçirmesi lazım!

İstisnasız tüm erkekleri.

Bir küçük oğlan çocuğundan katil çıkaran karanlığı dağıtmak, onları katil, kızları mağdur-maktul olmaktan kurtarmak için seferber olmaları, kendi aralarında örgütlenmeleri, sorun alanlarında çalışmaları, hasta olanlar için ayrı, davranış bozukluğu olanlar için ayrı, yanlış zihniyetlerin düzeltilmesi için ayrı çalışmaları lazım.

Hemcinslerinin öfkesini kontrol etmeyi öğrenmesi, kaba güç kullanacak kadar zavallı duruma düşmemesi, sevdiği kadına ya da başka bir kadına vurmanın insanı insanlıktan çıkaracağını bilmesi, adam olması için çabalamalı.

Beni ilgilendiren bir konu değil deyip kenara çekilme lüksü yok kimsenin.

Kadına şiddet konusu kadınların değil, kadın erkek tüm toplumun ortak sorunudur, çözümü de ancak ortak hareket edilirse bulunur.

Yoksa kadınların kız kardeşleri için dertlenip örgütlendiği gibi erkekler de erkek kardeşleri için utanıp dertlenip örgütlenmediği müddetçe çıkamayız biz bu kuyudan.

KRAVAT CANİLERİ KURTARMAYACAK ARTIK

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM)'in 4. Olağan Genel Kurulu'nda açıklamıştı. TBMM'ne gelen yeni reform paketinde kadına yönelik şiddeti önleyici çok önemli yeni tedbirler ve ceza kapsamını artıran yeni düzenlemeler var. Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere emeği geçen herkesin Adalet Bakanlığı'nın, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının, İçişleri Bakanlığının ellerine sağlık. İnşallah hiçbir failin cezasız kalmadığı ama ondan daha önemlisi hiçbir kadının canının yanmadığı bir toplumsal zemine vesile olur.

Reform paketindeki noktalar gerçekten çok önemli:

· Yeni düzenlemeyle artık kadına yönelik saldırılarda faillerin somut pişmanlık emaresi içermeyen hiçbir davranışı indirim nedeni olarak kabul edilmeyecek. Takım elbise, kravat hiçbir caniyi kurtaramayacak. İyi hal diye adlandırılan yalancı hal indirimi alamayacak.

· Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve eziyet gibi suçlar kadına karşı işlenmişse cezalar daha da artırılacak.

· Nikahlı veya boşanmış eşe karşı işlenen tehdit suçlarına verilecek cezaların da alt sınırı 6 aydan 9 aya çıkarılacak.

· Fiziken veya iletişim araçları vasıtasıyla yapılan ısrarlı takip eylemleri, artık cezası 6 aydan 2 yıla kadar hapisle sonuçlanacak bir suç olarak işlem görecek. Belli durumlarda bu suç için tutuklama kararı da verilebilecek.

· Aynı şekilde eşe veya boşanılan eşe karşı işlenen kasten yaralama suçları da katalog suç düzenlemesine dahil edilerek tutuklama kararları kolaylaştırılacak.

· Şiddet mağduru kadınlara talep etmeleri halinde Baro tarafından ücretsiz avukat görevlendirilebilecek.

ÇİN'E LANET, KADINLAR İÇİN ADALET!

BM kayıtlarına göre 1 milyon Uygur kökenli Müslüman Çin tarafından toplama kamplarında tutuluyor. Tutsakların yarısı kadın. Dünyanın bildiği, ispatlanmış, raporlaştırılmış ama durdurulamayan bir büyük insanlık suçu bu.

Kamplardan ve Çin'den çıkmayı başarmış tanıkların ve mağdurların anlatımlarıyla doğrulanan işkenceler öyle çeşitli ve sistematik ki. Dayak, saç kazıma, aç ve susuz bırakma, dinî inanca saldırma, aşağılama, konuşma yasağı, hijyen imkanından ve tedaviden mahrum bırakma, mahremiyet ihlali, çıplak bırakma, sandalye veya yatağa zincirleme, elektrik şoku, anneliğe ve gebeliğe saldırı, cinsel istismar ve tecavüz... Binlerce kadın ölmüş bu nedenle.

Kadınların kurtarılması ve toplama kamplarının kapatılması için bugün saat 11:00'de Çin Konsolosluğu önünde protesto eylemi var. Gidebilen gitsin. Çin'e lanet, kadınlara adalet diye haykırsın!