Sevil NURİYEVA İSMAYILOV
Sevil NURİYEVA İSMAYILOV
Tüm Yazıları

Karabağ'dan zorla “Ermeni göçü” yalanı ve “küresel algı…”

Tekrar etmekte fayda mülahaza ediyorum.

Azerbaycan hükümeti ısrarla şunu söylüyor: "Azerbaycan vatandaşlığı alıp, anayasal hukuka uygun yaşamak isteyen her Ermeni vatandaşın tüm hakları, korunacak ve güvenliği devlet tarafından sağlanacaktır..."

Günlerdir konvoy halinde yola çıkan Ermenilere, yol üzerindeki Azerbaycan güvenlik güçleri tarafından yiyecek ve içecek verildiği vicdanlı bir sürece şahitlik ediyoruz.

Durum böyle olduğu halde, Ermeni vatandaşlar sanki korkutulmuş ve cebren çıkartılmış gibi, mesnetsiz bir algıyla karşı karşıyayız!

Çıkışta Azerbaycan medyası, rastgele Ermeni vatandaşlara mikrofon tutuyor ve şu soruları soruyor:

- "Sizi zorla mı çıkarıyorlar?"

- "Neden gidiyorsunuz?"

- "'Aliyev sizlere kalın gitmeyin ve kalın...' demedi mi?"

Alınan cevaplar ise, gayet açıktır:

- "Azerbaycanlılardan kötülük görmedik, yolda bize Azerbaycan askerleri yardım etti, kimse asla zor kullanmadı..."

"İnsanlar arasında dolaşan dedi-kodu yüzünden gidiyoruz..." diyenler de az değil!

Gerçek olan şey şudur; Bu görüntüler, sonradan milliyetçi soslu, acı ve keder içerikli, hikayeler için kullanılacak.

Nitekim; otuz yıl önce oradan kovulan, kesilen, öldürülen Azerbaycanlılara sesini çıkartmayan Avrupa ve tümüyle Batı, yüksekten Ermenilere ağıt yakmaya başlamış...

Bunun planlı bir politika olduğunu anlamamız zor değil.

Hatta gidenlerin nerelere yerleştirileceğine de iyi bakmamız gerekiyor.

Sonradan uydurma "Tehcir, yerinden edinme, soykırım..." gibi iftiralara başvurulacağı gayet açıktır.

Bu süreci iyi yönetmek gerekiyor!

Sosyal medyada şuursuz sözde milliyetçi retorikli beyanlar ise, yarın kullanışlı mayın olarak karşımıza çıkarılacak.

Dolayısıyla 20. yüzyılda Ermenistan topraklarından zorla çıkartılan Azerbaycan Türklerinin acı hikayelerini, şimdi daha fazla dünya kamuoyuna sunmamız gerekiyor.

Hatta oradaki hak ve hukuk konularına da değinmek elzem olmuştur.

Avrupa, başta Fransa ve Almanya olmak üzere, bu konuyu sıkça gündeme taşıyacak.

Burada Türkiye'yi masada görmek istememe hamleleri de, bilinen bir nedendir.

Çünkü teklenmiş bir Azerbaycan profili, işlerine çok yarıyor.

Başkan İlham Aliyev'in Granada'da yapılacak toplantıya rest çekmesi ise, cesur ve siyaseten zekice atılan bir adımdır.

Bu süreç Batı'ya şunu da anlatmaktadır: Artık önümüzdeki yeni tarih boyunca Türkiye ve Azerbaycan, bölünmez ikili olarak masada olacaktır.

Ne kadar çabuk alışsalar, o kadar iyi olur!