

Bilmiyorum size de öyle geldi mi?
Çankaya Belediyesi yazan banka oturup, gazetecilerin sorularını samimiyetle cevaplayan Kılıçdaroğlu'na baktığımda ben bir dinginlik hali gördüm...
Kılıçdaroğlu Dinginliği...
Ama bu fırtına öncesi sessizlik gibiydi biraz da...
Acaba mahkeme kararıyla haklı çıkmanın rahatlığı mıydı yüzüne yansıyan yoksa artık kavga siyasetinden bıkkınlığın bir tezahürü mü?
Zira Özel ile kavgaya değil, uzlaşmaya dönük bir hali vardı Kılıçdaroğlu; "Konuşabiliriz" dedi...
Yaptığı açıklamaları birkaç başlıkta özetlemek gerekirse şunları yazabiliriz.
Öncelikle Özel'in "Saray'ın yargısı, kumpası" söylemlerini elinin tersiyle itti...
"Şikayet edenler CHP'li başka partiden değil" diyerek bu bizim kendi iç meselemiz mesajı verdi...
Ayrıca "Kurultayı satın alamazsınız" tepkisi de epey manidardı...
Hani bugüne kadar kan kustum kızılcık şerbeti içtim sabrıyla bekledim. Ama artık konuşacağım söylemiydi resmen.
Zaten "Cumartesi günü hepsini anlatacağım" diyerek de bir anlamda Özel ve ekibine rest çekti...
Özetle "kirli çamaşırlar" cumartesi günü ortaya dökülebilir.
Kılıçdaroğlu, CHP Genel Merkezi'nde cumartesi günü bayramlaşma açıklaması yaptıktan sonra Özgür Özel'in Ankara İl Başkanlığı'nda alternatif bayramlaşma düzenlemesi partide bir çift başlılığa sebep olacaktır... Yüksek ihtimalle de Cumartesi günü Kılıçdaroğlu-Özel söz düellosu izleyeceğiz...

SATILIK "HARAM" ARAÇLAR
"Mutlak Butlan" krizi sırasında liderlik meselesi bir kez daha gündeme geldi... Zira liderlik tam da zor zamanlarda zor kararlar almak, kapanan yolları açmak, yollar açılmıyorsa yeni yollar bulmak özetle krizi iyi yönetmek işidir...
Deniz sütlimanken gemiyi herkes limana getirir ama esas kaptanlık fırtınada belli olur...
İsterseniz karneye bir bakalım...
Özel, tebligatı yırtma şovu yaptı. Elinde kaldı.
"Direneceğiz" dedi, yarım saatte teslim oldu.
Milyonları direnişe çağırdı.
2 bin kişi ya topladı ya toplayamadı.
Meclis'e 250-300 kişiyle yürüdü.
Geride ıslak gömleği ve TOMA pozu dışında bir şey kalmadı.
Kurmaylarıyla ortak bir dil ya da savunma hattı kuramadı, her kafadan bir ses çıktı. Mahmut Tanal'ın "Hortumlu" savunması tam bir fecaat...
Ali Mahir Başarır'ın "bela okuyan açıklamaları ve Atatürk'ün fotoğrafını alıp götürmesi" başlı başına bir garabetti...
Veli Ağbaba'nın "Takdir milletin" açıklamasını yazmaya bile gerek yok.
Tüm bunlar yetmedi Özel, "Manisa'ya gidiyorum" dedi.
İzmir'de mola verdi.
"Miting yapmayacağız. Bu yüzden izne gerek yok" dedi...
Sonra otobüsün üstüne çıktı. Üç-beş bin kişiyi sokaklarda peşinden sürükledi. Polisle karşı karşıya getirdi... Manisa'dan da söylemlerini sürdürdü... Krizi ne kadar yönetebildi takdir sizin...
Gelelim Kılıçdaroğlu'na...
İlk hamlesi Özel'e yakın avukatları azletmek oldu.
Hukuki süreci kontrolü altına aldı.
Banka hesaplarını dondurdu.
Para musluklarını kıstı.
Yasal yolları kullandı.
CHP Genel Merkezi'ndeki işgali bitirdi.
Basın danışmanı ile sakin ve düzenli bilgilendirme yaptı.
Süreci sükunetle yönetti.
Özel'in Grup Başkanı olma hamlesine karşı hamle yaptı.
Altından koltuğu çekti.
Toz bulutu dağıldıktan sonra gazetecilerin karşısına geçti. Sakin sakin tüm bu yaşananları anlattı... "Dedikodulara itibar etmeyin" dedi.
Ve görünen o ki Mutlak Butlan kararı çıkması ihtimaline yönelik Kılıçdaroğlu sıkı bir hazırlık yapmıştı.
Oysa sanki Özel ve ekibinin tam anlamıyla yaş tahtaya bastığı bir süreç vardı. Suç örgütü lideri olmakla suçlanan Aziz İhsan Aktaş ve CHP'li eski Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın 170 bin avroya tasarımını yaptırdığı Özel'in VIP minibüslerini partinin otoparkına çıkarıp "Satılık haram araçlar" diye teşhir etmesiyse akıl yüklü bir hamleydi...
"Arınma süreci başladı" mesajı net bir şekilde verildi...
Bunlar elbette CHP'nin kendi iç meselesi ama bizim için önemli olan şu ya bu kadrolar Türkiye'yi yönetseydi.
Ya ülkeyi bunlara emanet etseydik...

SEÇİME KADAR KILIÇDAROĞLU
Kimse fark etmedi belki de ya da sadece bazı hukukçular gördü.
Ama Kılıçdaroğlu sessizce çok stratejik bir hamle yaptı.
Üstelik de rakibinin hatasını kullanarak...
Özgür Özel, "Mutlak Butlan" kararını panikle temyize götürmek için üç avukat görevlendirdi. CHP'nin avukatları başvuruyu yaptı. Temyiz sürecini başlattı... Oysa bu başvuru yapılmasaydı. Karar 15 günde kesinleşecek.
Kılıçdaroğlu da kurultaya gitmeye mecbur kalacaktı. Ancak Özel sabırsız davrandı. Konuyu Yargıtay'a taşıyacak hatayı yaptı. Kurultayın önünü yasal olarak tıkadı... Kılıçdaroğlu ise Özel'e yakın 3 avukatı görevden aldı. Ama temyiz başvurusunu geri çekmedi. Yani "hukuki sürecin tamamlanmasını bekleyelim" hamlesi yaptı. Peki bu ne anlama geliyor?
Özetle söylemek gerekirse dosyada Yargıtay'da onanma ya da bozma yönünde bir karar çıkana kadar kimse kurultay yapamaz.
Bu da en iyi ihtimalle altı ay bir yıl sonrası demek...
Kılıçdaroğlu'nun bu süreçte temyizden feragat etme hakkı da var.
Sürecin sonunu bekleme hakkı da ve Özel ile ekibi eli kolu bağlı bunu beklemek zorunda yani... Şöyle bir hesap yapalım. Yargıtay'dan bir yıl sonra karar çıktı. Kılıçdaroğlu bir yıl sonrası için Kurultay kararı aldı... Al sana iki yıl... Bu da Kılıçdaroğlu 2028 seçimine kadar CHP Genel Başkanı koltuğunda oturur hem de Özel'in aceleci tavrı ve yaptığı hata yüzünden...
Ne diyelim... Kendi düşen ağlamaz...