Ferudun Niğdelioğlu
Ferudun Niğdelioğlu
Tüm Yazıları

Yatsıda sönen mum

TFF hakem danışmanı Hugh Dallas ve TFF görevlileri ile hakemler arasında 1 Mart tarihinde yapılan zoom toplantısına ait olduğu söylenen görüntüler X'de "Lake of Tears" isimli bir hesap tarafından yayınlandı. Görüntülerde Antalyaspor-Galatasaray maçının hakemi Abdülkadir Bitigen, VAR hakemi Özgür Yankaya, MHK'nın VAR'dan sorumlu üyesi Cem Satman ile Hugh Dallas arasında geçen konuşmalar var. Bu konuşmayı ilk kez ben haberleştirmiştim. Ali Koç ise bu konuşmayı 25 Mart tarihinde dile getirmişti. Ali Koç'un bu açıklamaları Mehmet Büyükekşi tarafından daha önce yalanlanmıştı. Görüntülerde ise toplantının varlığını yalanlayan Mehmet Büyükekşi'nin de toplantıya katıldığı görülüyor -ki ben bunu da YouTube yayınlarımda söylemiştim. Görüntülerin X'de yayınlanması üzerine inanılmaz bir tartışmada başlamış oldu. Bunun ardından TFF tüm toplantı görüntülerini yayınlayarak, sızdırma işlemine dair idari soruşturmanın başlatıldığını bildirdi. TFF tarafından yayınlanan görüntülerin tamamından benzer bir değerlendirmenin Fenerbahçe-Kasımpaşa maçının VAR kararları için de yapıldığı anlaşılıyor. Bu tartışmalar sürerken bu kez de topa Erden Timur ile Galatasaray girdi. Erden Timur açıklamasında, X'de yayın yapan hesabın Amerika Birleşik Devletleri'nde ve FETÖ hesapları ile bağlantılı olduğunu, devletin derhal soruşturma başlatması gerektiğini, içeriden sürekli bilgi sızdırıldığını söyledi.

KÖSTEBEK NEREDE?

Yapılan açıklamalardan bağımsız olarak TFF içinden sürekli Fenerbahçe ve Galatasaray tarafına haber sızdırıldığı ayan beyan ortada. Bu iki kulüp için her şey o kadar şeffaf ki, TFF'nin günlük tüm yönetsel kararları, konuşmaları, planlamaları, bilgileri, belgeleri bu iki kulübün eline geçiyor. İki kulüp birbiriyle saha dışındaki mücadelesini bunlar üzerinden şekillendiriyor. İki kulübün trol hesapları bu bilgiler üzerinden sosyal medyayı zehirliyor. Sızdırma eylemi bununla da sınırlı değil. Hakem yorumcularına da, TFF'yi takip eden gazetecilere de içeriden benzer şekilde sızdırma yapılıyor. Görüntülerin tamamını izlediğimde hakemler üzerinden Fenerbahçe ya da Galatasaray'a kurulan bir kumpas göremiyorum. Benim gördüğüm, en üst ligde görev yapan, en üst klasmanda görev alan bilgisiz, yeteneksiz hakemlerin ligin kaderini belirledikleri. Hugh Dallas değil Hz. Hugh Dallas gelse bu malzeme ile daha iyisi olmaz, olmayacak. Bence bilinen bu gerçek kadar önemli bir diğer husus da TFF'den yapılan sızdırma. Bu sızdırma operasyonunu yapan her kim ya da kimlerse niyetleri halis olamaz. Bunun kişisel menfaat ve egolar uğruna yapıldığını da düşünmüyorum.

Benim düşüncem bu operasyonun çok daha büyük bir amaçla yapıldığı. Farkındaysanız TFF'ye ve sahada oynanan futbola güven sıfıra inmiş durumda. Oynanan her maç toplumsal kutuplaşmayı daha fazla artırıyor. Fenerbahçe ve Galatasaray yönetimleri aralarındaki 100 yılı aşan rekabeti yeşil sahalardan çıkararak çok farklı bir noktaya taşıdı, taşıyor. Her iki kulüp, diğerini gayrimeşru yollarla TFF ve Hakemler üzerinden şampiyonluk yarışında haksız avantaj elde etmekle, FETÖ'cü olmakla suçluyor. Defalarca bu köşeden söyledik. Sükûnet, sağduyu diye kendimizi paraladık. Netice koca bir sıfır. Devlet bu alana girecek diyorum. Göreceksiniz girecek. Seçimler bitince taş taş üzerinde baş baş üzerinde kalmayacaktır. Meselenin, TFF ve TFF Başkanını değiştirmekle, 3 Temmuz'da gözaltına alınmasının ardından, ailesini ve geleceğini düşünerek arkasına bakmadan kaçan Mahmut Özgener'in Mehmet Büyükekşi yerine TFF Başkanlığına geri dönüşü ile çözümü mümkün değil. Mahmut Özgener'in arkasında kimlerin olduğu biliniyor. İnternette basit arama yapmak yeterli. O bilgiler ile büyük resme baktığınızda TFF Başkanı değiştirme operasyonun bataklığı kurutmaya yetmeyeceğini göreceğiniz gibi, Mahmut Özgener'i TFF Başkanı yapma PR'ını kimlerin ne için yaptığını da rahatlıkla görebilirsiniz. Adaylar da dünya kadar. Mecnun Odyakmaz, Göksel Gümüşdağ, Alanya başkanı Hasan Çavuşoğlu ve daha nice isimler... Son olarak, paralı troller ile "hissiyatımısı" hashtag'ini açanların kendileri için yapılmış "penaltımsı" hashtag'ini kabullenmiş olduklarını düşünüyorum. Bilmiyorum haksız mıyım? Gelinen noktada rekabet sadece vicdanları değil akılları da esir almışa benziyor. Her iki büyük camianın taraftarları da futbol alanında bir FETÖ operasyonunun çekildiğinde hemfikir. Her iki büyük camianın taraftarları da birbirilerini, şampiyon olabilmek için FETÖ operasyonu çekmekle suçluyorlar. 3 Temmuzun FETÖ operasyonu olduğu mahkeme kararlarıyla sabitken bu gün kendilerine FETÖ'nün operasyon çektiğini söyleyen Galatasaraylıların 3 Temmuz'un FETÖ kumpası olduğunu kabul etmemeleri de ayrı bir çelişki. Ya ikisi de yalan, ya ikisi de doğru. Başka bir seçenek yok.

FENERBAHÇE RUHUNU UNUTTULAR

Fenerbahçe'nin 2 Nisan'da yapacağı Olağanüstü Genel Kurul toplantısına sayılı günler kaldı. Ali Koç tarafından açıklanan Fenerbahçe'nin alt lige düşürülmesi kararının alelacele alınmış, sonuçları hiç düşünülmemiş bir şey olduğu camiada kısa sürede anlaşıldı. "Zaferin Rengi" filmini dönem icraatı olarak gösteren Ali Koç, bu filmi tek başına dikkatlice seyretse neden Fenerbahçe'nin mücadeleden vazgeçemeyeceğini, bizzat başkanı tarafından ligden düşmesinin istenemeyeceğini rahatlıkla anlayabilir. Ben aklıselim hiçbir Fenerbahçelinin böyle akıl dışı bir konuda kongrede olumlu görüş bildireceğini düşünmüyorum. Bunun Fenerbahçe'nin kendi kendini cezalandırması demek olduğu, 3 Temmuz benzeri ekonomik kayıpların sadece Galatasaray'ın işine geleceği açık. Bir kere daha tekrarlıyorum. Salı günü herhangi bir karar alınmayacak, herhangi bir yetki verilmeyecek. Görüşme sonrasında, ortaya çıkan düşünceler ile yönetim kendine bir yol çizecek. Alınmasını istediği bir karar olursa yeniden genel kurulu karar gündemi ile toplayacak. Tüzük gereğince futbol faaliyetini kapatma ya da durdurma konusunda tek yetkili karar organı genel kurul. Bu yetkinin devri de mümkün değil.

Kupa şampiyonu Fenerbahçe Opet Kadın takımını kutlayan Ali Koç'un "Seneye ben yokum" tekrarı da "Seneye küme düşelim ben devam edeyim" düşüncesinin terk edildiğini gösteriyor. Bu haberi alan Saran ve ekibinin yastan çıkıp kutlama yaptıkları Ali Koç devam edecek inancıyla yarıya indirdikleri bayraklarını yeniden göndere çektiklerini duyuyorum. Nasıl zor bir durum!

Bir gün başkan adayısın.

Bir gün değil.

Gerçekten çok vefalı insan olmak gerek bunun için. Düşünsenize ekibi toplayıp 'Arkadaşlar Ali Bey devam ediyor dağılın' dedikten birkaç saat sonra 'Arkadaşlar Ali Bey geri dönmüyor gelin yola devam' diyorsun. Ekip de mecburen peşinden gidiyor. Yaşadıkça daha neler göreceğiz kim bilir? Allah Fenerbahçelileri sınıyor sanki. Tüzük deyince aklıma rahmetli Ferruh Manav geliyor. Hayatta olsa tek başına bu yanlış karara karşı direnir, mücadele ederdi. Ferruh Manav'ı tanıyanlar bilir. Her genel kurul, her divan elinde tüzük, hata yapılmaması için korkmadan yılmadan kendini tek başına paralardı. Nerede eskinin deneyimli genel kurul üyeleri? Aslında ben bu konuda umudumu büsbütün yitirmiş değilim. Kulübün deneyimli hukukçusu Fethi Pekin'in duruma müdahale edeceğinden, tüzüğe ve yasaya uygun kararlar alınmasını sağlayacağından eminim. Kendisi şirketler hukuk alanında uzman bir avukat. Halka açık bir şirkette böyle bir kararın sonuçlarının ne olacağını belki de Türkiye'de ondan daha iyi bilen yok. Aksi takdirde başa gelecek öngörülmemiş en küçük olumsuz şeyde 117 Kulübün vebali ayrıca ve özellikle onun üstüne kalır.