Hasan Hüseyin ÖZ
Hasan Hüseyin ÖZ
hasan.oz@star.com.tr
Tüm Yazıları

Bitmeyen savaş

Bir Apache helikopteri düştü. Daha doğrusu İran tarafından düşürüldü. İki pilot sağ kurtuldu; fakat Washington'da asıl kurtarılan şey pilotlar değil, savaş gerekçesiydi. Çünkü bazen bir olayın askeri ağırlığından çok, siyasi işe yararlığı önem kazanır.

Wall Street Journal'ın aktardığına göre Trump, ilk saatlerde İran'a misilleme yapılması gerektiğine ikna olmuş değildi. Olayı küçümsedi. Gazetecilere bunun büyük bir mesele olmadığını söyledi. Fakat Savunma Bakanı Pete Hegseth ve Genelkurmay Başkanı Dan Caine'den aldığı brifingden sonra çizgi değişti. Associated Press ise helikopterin bir İran insansız hava aracıyla çarpıştıktan sonra düştüğünü yazdı.

Normal bir düzende bu ayrıntılar frene basmak için yeterli olurdu. Bugünkü düzende ise ayrıntılar değil, kullanılabilir gerekçeler konuşuyor.

Trump birkaç saat içinde İran'ın helikopteri düşürdüğünü söyledi. Amerika'nın bu saldırıya karşılık vermesi gerektiğini ilan etti. Ardından ABD, İran'a yönelik saldırılara başladı.

"Bitmeyen savaş" dediğimiz şey tam da burada başlıyor.

Mesele yalnızca bir helikopterin düşmesi değil. Mesele, Batı'nın savaşı başlatabilen fakat savaşı bitirecek düzeni kuramayan bir akla sıkışması. Eskiden savaş bir siyasi hedefe bağlanırdı. Sınır çizilir, masa kurulur, yeni denge oluşturulurdu. Bugün savaş başlıyor; fakat onu bitirecek hukuk, diplomasi ve ortak zemin üretilemiyor.

Trump aslında bu tabloya itiraz iddiasıyla gelmişti. Sonsuz savaşları bitireceğini, Amerika'yı bitmeyen cephelerden çıkaracağını söyledi. Klasik Washington müdahaleciliğini eleştirdi. Irak ve Afganistan gibi uzun askeri angajmanların maliyetini gündeme taşıdı.

Fakat zamanla başka bir hatta sıkıştı.

Sonsuz savaşları bitirmek isterken, kısa savaşlarla süreci yönetebileceğini sandı. Birkaç hedef vurulacak, karşı taraf ölçülü cevap verecek, piyasa kısa süreli sarsılacak, sonra Trump içeriye "güçlü lider" görüntüsü verecekti.

Ama asıl gerçek şu...

Batı artık güvenlik üretemiyor; güvenlik iddiasıyla kalıcı kriz üretiyor.

Irak'ta böyle oldu. Afganistan'da böyle oldu. Libya'da böyle oldu. Suriye'de böyle oldu. Ukrayna'da savaş bitirilemedi. Şimdi İran dosyasında aynı mekanizma yeniden çalışıyor.

Önce baskı. Sonra saldırı. Sonra misilleme. Sonra diplomasi görüntüsü. Sonra yeni saldırı. Bu sürdürülemez döngü, sadece bölgesel bir yıkım yaratmakla kalmıyor; küresel enerji hatları ve ekonomi üzerinde her seferinde dünyanın önüne çok daha ağır bir maliyet faturası koyuyor.

Meselenin özü güç...

Ve bugün o güç büyük bir gerileme yaşıyor.

Nasıl?

Daha önce birkaç kere yazdık, ama hatırlamakta fayda var.

1945 sonrasında kurulan düzen bugün en çok Amerika'yı sıkıştırıyor. Dünya değişti, güç dağıldı, yeni aktörler ortaya çıktı. Batı'nın gerileyen bu gücünün bıraktığı jeopolitik boşluğu ise, krizleri kendi lehine okuyan Çin ve Rusya gibi aktörler sabırlı bir stratejiyle dolduruyor. Fakat Washington'un refleksleri hâlâ eski dünyanın alışkanlıklarıyla çalışıyor. Elinde uçak gemileri, füzeleri, yaptırım listeleri ve dolar sistemi var. Fakat bu araçlar artık yeni bir düzen kurmaya değil, eski düzenin çöküşünü geciktirmeye yarıyor.

Bu yüzden bitmeyen savaş yalnızca İran savaşı değildir. Bu, düzen kuramayan dünyanın savaş biçimidir. Aktörler savaşı başlatabiliyor; fakat savaşı bitirecek ortak zemin kurulamıyor. Masalar kuruluyor ama hüküm üretmiyor. Ateşkesler ilan ediliyor ama barışa dönüşmüyor.