
Mavi Vatan mefkuresi, Türkiye'nin meşru haklarının ifadesi ve deniz yetki alanlarındaki faaliyetlerinin temel kaynağıdır.
Yabancı devletlerin Türk deniz ticaretindeki hakimiyetine son veren, denizlerimizdeki kapitülasyonları kaldıran Kabotaj Kanunu'nun ilanını, 1935 yılından bu yana ülkemizde 1 Temmuz, Denizcilik ve Kabotaj Bayramı olarak kutluyoruz.
Kabotaj hakkının tescilinin Türkiye Cumhuriyeti'nin en büyük ve önemli ulusal egemenlik ve bağımsızlık kazanımlarından biri olduğu gerçeği asla yadsınamaz. Bu Kanun, genç Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuyla ilan ettiği tam bağımsızlığının, karasularındaki egemenliği ile pekiştirilmesidir. Söz konusu kazanım, bugünkü denizciliğimizin ve ulusal ekonomimizin her geçen gün artan büyüme ve rekabetçiliğinin temelini oluşturmuş, denizcilik sektörümüzün gelişmesi için önemli bir süreci başlatmıştır.
Milletimiz; Çaka Bey ile başlayan 1000 yıllık 'Denizci Ülke' mirasının sahibidir. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ülkemizin Mavi Vatan'daki hakimiyetini artıracak çalışmalara bu mirastan aldığımız ilham ve motivasyonla devam edeceğiz. Her alanda tam bağımsızlık bizim kırmızı çizgimizdir. Bu bağlamda Mavi Vatan, Türkiye'nin deniz yetki alanlarındaki meşru haklarının ifadesi ve bu haklardan kaynaklı olarak deniz yetki alanlarındaki işlev ve faaliyetlerinin temel kaynağını teşkil ediyor.
Uluslararası hukuk tarafından tanınmış bütün haklarımıza sahip çıkma ve milletimizin çıkarlarını koruma noktasındaki hassasiyetimizi ilk günkü kararlılıkla sürdürüyoruz. Mavi Vatan'ımız Türkiye'nin egemenlik alanının, karasal sınırları ile birlikte denizlerine de uzandığı ulusal topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu gerçeği göz önünde bulundurulduğunda; çeyrek asır boyunca denizcilik alanında hayata geçirdiğimiz politika ve yatırımlar daha büyük bir anlam kazanıyor. Nihai ülkümüz; Türk denizciliğinin hak ettiği yere gelmesidir.
1926 tarihli Kabotaj Kanunu, Türk denizciliğinin bugün ulaştığı seviyeye gelmesi açısından büyük bir itici güçtür. 1 Temmuz, deniz gücünün sadece donanmadan ibaret olmayıp; ticaret filosu, gemi inşa sanayisi, limancılık faaliyetleri, kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetleri ve diğer tüm yardımcı hizmetleri bir bütün olduğunun ilk kez kanun düzeyinde bir devlet stratejisiyle teşvik edilmesinin de yıl dönümüdür.
Ülkemizin denizlerde sahip olduğu zengin potansiyeli en iyi şekilde değerlendirerek dünya denizciliğinde hak ettiği yeri alması taze bir heves değil köklü bir hedeftir. Ülkemizin denize ve denizciliğe verdiği önem ölçüsünde daha da büyüyeceği ve güçleneceği unutmamalıdır. 2002 yılından beri denizcilik alanında sağlanan gelişime dair veriler Mavi Vatan'daki gücümüzün en önemli örneğidir.
Öte yandan Kabotaj Kanunu, denizcilik sektörünün önündeki zorlukları ve hedeflerimizi gözden geçirmek için de önemli bir fırsat olarak karşımıza çıkıyor.
Deniz çevresini koruma, deniz güvenliği, deniz kaynaklarının kullanımında sürdürülebilirlik ve denizcilik eğitimi ve deniz kültürünün yaygınlaştırılması gibi konular, denizciliğimizin gelecekteki başarıları için büyük önem taşımaktadır. Bu noktada, denizcilik sektörünün tüm paydaşlarına büyük sorumluluklar düşüyor.
Nitekim deniz kaynaklarımızın sürdürülebilir yönetimi ve deniz güvenliğinin tam anlamıyla tesisi, ancak ortak bir akıl ve güçlü bir koordinasyonla hayata geçebilir. Devletimizin çizdiği vizyoner rotada, özel sektörümüzün Ar-Ge yatırımları ve lojistik gücüyle yol almak, Türkiye'yi denizcilikte sadece coğrafi bir köprü değil küresel bir oyun kurucu haline getirecektir.
Denizcilik ve Kabotaj Bayramımız kutlu; tüm denizcilerimizin pruvaları neta, rüzgarları kolayına olsun! Allah selamet versin!