Yakup KÖSE
Yakup KÖSE
ykose@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Mihri belli lûtîler hakkında ne düşünüyordu?

İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesi, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş hakkında suç duyurusunda bulunmuş.

Erbaş ne yapmış ki İHD hakkında suç duyurusunda bulunuyor?

Sayın Erbaş’ın suçu büyük; İslâm dininin esaslarına göre vaaz vermiş!

“Diyanet İşleri Başkanı İslâm göre vaaz vermeyecek de neye göre vaaz verecek” derseniz ben de derim ki “Türkiye’de olduğunuzu unutmayın”!

Biliyorsunuz Türkiye’de herkesin kendini ahkam kesmeye yetkili gördüğü, kendine göre uydurmaya çalıştığı tek inanç İslâm. Böyle olunca da bir mevzu hakkında İslâm’ın hükmünü söyleyince insanlar şaşırıyor. “Olur mu öyle şey canım, bence şöyle olmalı” diyerek keyfine göre fetvasını veriyor. Bu da İslâm oluyor!..

Gelelim sadede. Diyanet İşleri Başkanı Erbaş geçtiğimiz Cuma hutbesinde, Ramazan ayına girmemiz münasebetiyle Ramazan’ın bir sabır ve irade eğitimi olduğunu anlatmış. Ayrıca hutbede, Çin virüsü gibi salgınlara insanlığın niçin dûçar kaldığını da açıklamış: “Ey insanlar! İslâm zinayı en büyük haramlardan kabul ediyor. Lûtîliği, Eşcinselliği lanetliyor. Nedir bunun hikmeti. Hastalıkları beraberinde getirmesi ve nesli çürütmesi. Yılda yüzbinlerce insan gayri meşru ve nikâhsız hayatın İslâmî literatürdeki ismi zina olan bu büyük haramın sebep olduğu Hiv virüsüne maruz kalıyor. Geliniz, bu tür kötülüklerden insanları korumak için birlikte mücadele edelim.”

Sayın Başkan; “seviyeli birliktelik”, “aşk yaşamak”, “cinsel tercih” vb. adlandırmalarla meşrû gösterilmeye çalışılan sapkınlıkların insanlığa felaket yani bela olarak geri döndüğünü söylemiş. El hak doğru söylemiş. Müslüman’ın itikadı budur. Bir Müslüman’ın bunun dışında zina ve lûtîlik hakkında kanaat sahibi olması mümkün değildir. Beğenmeyeni zorla tutacak değiliz. Kendileri zina ve lûtîliği meşrû gören, hatta mensuplarına yapmalarını üzerine vazife kılan bir din kurabilirler. Neticede laik bir ülkede yaşıyoruz, kimin neye inanacağına karışacak değiliz. Siz de bizim neye inanacağımıza, hâdiseleri nasıl değerlendireceğimize karışmayın!

İHD, hutbedeki mezkûr ifadelerle Erbaş’ın nefret suç işlediğini iddia ederek savcılığa suç duyurusunda bulundu! Lûtî güruh ve destekçileri de Erbaş’ı sosyal medyada linç ettiler.

Hâlbuki Sayın Erbaş, insan olma haysiyetini taşıyan herkesin üzerinde icmâ edeceği bir ikâzda bulunuyor. Çünkü Erbaş, insan olma haysiyetini her şeyden önde tutan İslâm’ın en temel bir hükmünü bizlere hatırlatıyor.

Her ne kadar Türkiye’de Solcular kendilerini lûtîlerin hâmîsi görseler de, kendilerini buna zorlasalar da içlerinde insan olma haysiyetini taşıyanlar sapkınlığa karşı çıkıyorlar(dı). Bunlardan biri Mihri Belli’ydi. Derneğimizden (Kökler Derneği) bir grup kendisini yıllar önce ziyarete gitmişti. Uzun sohbet sırasında birlikte nasıl hareket edilebilir konuşulurken dernek Başkanımız Saadeddin Ustaosmanoğlu Belli’ye şunları söylüyor: “Prof. Baskın Oran seçimlerde hak hukuk meselesine binâen eşcinsellerin haklarından bahsetti. Bu şartlarda, bizim sizin hak mücadelenize inanmamız nasıl mümkün olur?”

Bakın Mihri Belli nasıl tepki veriyor: “Olur mu öyle şey, Baskın bunu ne zaman söyledi? Böyle şeyleri biz de kabul etmeyiz!”

Ustaosmanoğlu Mihri Belli ile yapılan görüşmeyi de anlattığı kitabında (Mavi Defter 1) hanımının da Belli’yi desteklediğini yazıyor. Ustaosmanoğlu akabinde kendisini şaşırtan hâdiseyi aktarıyor: “Hayreddin konuyla alâkalı babasının düşüncelerine aykırı sözler sarf etti ama biraz üstü kapalı oldu. Buna rağmen Mihri Belli oğluna dönüp, “Ne o, yoksa sen böyle şeyleri benimsiyor musun” mahiyetinde cevap verirken, Hanımefendi de kendisini tasdik etti.”

Bana sorarlarsa Solcular, babaları sayılan Mihri Belli’nin insan olma haysiyetini muhafaza edici tavrına göre kendilerini sorgulasınlar. Lâkin biliyorum ki onlar Mihri Belli’yi sorgulayacaklar, yargılayacaklar, hayat olsaydı belki de ‘devrimci şiddet’ uygulayacaklardı!..