Halime KÖKCE
Halime KÖKCE
hkokce@stargazete.com
Yazarın Sayfası
Dinle

Sedat Peker BAE'de ne yapıyor, muhalefet 6 ay içinde ne bekliyor?

Her türlü illegal işin içinde olan organize suç örgütü kurmak ve yönetmekten hapis yatmış bir mafya lideri olarak bilinen bir kişi Birleşik Arap Emirlikleri'nden çektiği videolarla içlerinde siyasilerin de olduğu bazı kişilere suçlamalar yöneltiyor. Zamanlaması da manidar olan bu operasyon videolarda anlattıklarının tamamı iddia. 90'lı yılların Türkiye'sindeki olayları bile beri alıp sanki bugün yaşanıyormuş gibi algı oluşturmaya çalışıyor. Uyuşturucu ile en fazla mücadele eden AK Parti döneminde uyuşturucu trafiğine göz yumulduğunu ima ediyor. Bazı siyasileri ise bu konuda doğrudan suçluyor.

İktidarı yıpratmak adına muhalefet için ortalığa kullanışlı yemler serpiştiren bu kişi kendi intikam duygusunu tatmin ediyor ama daha önemlisi bulunduğu ülkenin ve bölgede operasyon kabiliyeti yüksek istihbarat örgütlerinin bilgisi ve hatta sevk ve idaresinde konuşuyor.

Bu arada daha fazla meşhur olmak istiyor, daha çok izlenmek, daha çok intikam almak...

Kimden, neden intikam almak istiyor?

Anlattığı gibi evi usulsüzce arandığı için değil belli ki. Zaten aramanın iddia ettiği gibi gerçekleşmediği anlaşıldı.

Kendini mafya dizilerindeki ailesine düşkün baba karakterine dönüştüren şahıs, aile, çocuk ve kadının kutsallığı söylemi üzerinden de pirim yapmaya çalışıyor. Parçası olduğu mafya düzenini bilmesen zenginden alıp fakire veren, mazlumu, zayıfı koruyan hayırsever iş adamı sanırsın.

Ne kadar çok namustan, ahlaktan bahseder ve ne kadar sesini yükseltirse o kadar inandırıcı olacağını düşünüyor.

Türkiye'de siyaset kurumunu, 17-25 Aralık'ta olduğu gibi yolsuzluk ithamıyla zan altında bırakmaya çalışan bu dizi film, evet bir telefon ve bir tripotla çekilen ucuz bir prodüksiyon. Fakat mafyatik bir tipin kayışının kopması olayı kadar basit değil. FETÖ'sünden ABD medyasına ve muhalefet partilerine kadar pek çok odağın konuya yaklaşımı ve başrol oyuncumuzun hedefindeki kişilere dair suçlamalarının yanı sıra konuşmalarına yetirdiği imgeler ve zikrettiği Nazım Hikmet, Seyyid Rıza gibi isimler üzerinden verdiği mesajlar da dikkate değer.

"Adamın amacı zaten konuşulmak, asılsız iddialarına, yalanlarına ne cevap vereceğiz?" demek gibi bir lüksü yok ismi geçen kişilerin. Zira yalanın gerçeğe her daim tur bindirdiği bir dünyadayız.

Siyaset yalanı keşfetti bir kere. Bu bir süre daha böyle devam eder. "Yalanla baş edilemez nasılsa" demek olmaz. İftiracıyı değil halkı muhatap alarak bu iddialara en hızlı ve güçlü şekilde cevap vermek gerekir.

Aksi takdirde FETÖ artığı olduğu belli bir muhabirin kamikaze saldırısı, Sedat Peker'in FETÖ'nün merkez üslerinden olan BAE'den yaptığı yayınlar, FETÖ'cü hesapların "çok güzel şeyler olacak" ezberini yeniden üretmeye başlaması ve uyuyan hücrelerinin uyanması, Meral Akşener'in Meclis çatısı altında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı bebek katili Netanyahu'ya benzetip ertesi gün Cumhurbaşkanı'nın memleketi Rize'ye provakatif bir ziyaret düzenlemesi, Kemal Kılıçdaroğlu'nun katıldığı bir canlı yayında '6 ay içerisinde çok farklı bir Türkiye göreceksiniz. İstediğiniz gibi tweet atabileceksiniz." ifadelerini kullanması akla farklı sorular getiriyor.

Bu peşi sıra gelen saldırılar ve daha seçime 2 yıl varken 6 ay sonrasına yapılan vurgu basite alınacak bir şey değil.

Sedat Peker BAE'den ne yapıyorsa, Akşener'in çıkışı ve Kılıçdaroğlu'nun "6 ay sonra" vurgusu birbirinden bağımsız değil.

Ve bunlar komplo teorisi hiç değil.