

Yıl 2016...
FETÖ'cü alçaklar "Yurtta sulh ve sükûneti sağlamak" cümlesini darbe bildirisine yazabilsin diye canlarımıza kıyılıyor...
Terör saldırıları peş peşe geliyordu...
Okurken yorulacağınız bir liste var. En bilinenlerini buraya yazıyorum...
Reina gece kulübünde katliam
Sultanahmet'te canlı bomba saldırısı
Diyarbakır Çınar Emniyet Müdürlüğü'ne bombalı saldırı
Genelkurmay Başkanlığı önünde askeri servis araçlarına saldırı
Ankara Güven Park'ta terör saldırısı
İstanbul Beyoğlu Kaymakamlığı saldırısı
Bursa'da Ulu Cami yanında canlı bomba saldırısı
Atatürk Havalimanı'nda katliam
Gaziantep, Şahinbey'de sokak düğününde katliam,
Vodafone Arena Saldırısı
Kayseri'de çarşı iznindeki askerlere saldırı
Ve 15 Temmuz 2016'da 253 şehit verdiğimiz terör saldırısı...
Ne demişti Cumhurbaşkanı Erdoğan, darbe bastırılınca; "Bir yandan FETÖ, bir yandan DEAŞ, bir yandan PKK/YPG topunuz gelin"
Net olarak söyleyelim topu geldi.
Topunun da devlet, millet icabına bakmayı başardık.
Atalarımıza layık evlatlar olduğumuzu gösterdik...
15 Temmuz'a dair pek çok tarif yapmak mümkün elbette...
Ama en net ifadeyle söylemek gerekirse
15 Temmuz FETÖ'cü darbe girişimi ülkeyi işgal,
Milleti esir alma planıydı...
10 yıl sonra büyük resmi daha net görmek mümkün elbette...
Tüm mesele Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tam bağımsız Türkiye hayali kurması, Osmanlı'dan gelen mirasa sahip çıkmasıydı...
NATO Zirvesi sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "İster kabul edin, ister etmeyin; ama artık reddi miras yapan bir Türkiye yok. Tam tersine, medeniyet ve kültür birikimini kucaklayan bir Türkiye var. Türkiye Cumhuriyeti, mazisi şanla, şerefle dolu binlerce yıllık devletler silsilemizin son halkasıdır" sözleri dikkat çekiciydi. Zira işte bu anlayış Siyonizm'in tüm bölge planlarını bozuyordu. O dönem tabii bu kadar yüksek sesle söylemiyorlardı ama artık soykırımcı Netanyahu ve kurmayları "Yeni Osmanlı'ya izin vermeyeceğiz" diye Türkiye'ye yönelik planlarını ifşa ediyorlar.
Zira tam bağımsız Türkiye, İsrail'in bölgeye dair hezeyanlarının da önüne geçiyor...
Siyonizm ve aparatları, "Büyük İsrail" projesinin önündeki en büyük engellerden birinin Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Cumhur İttifakı ruhu olduğunu biliyor...
Bu yüzden de her daim bu ruh hedef oldu...
FETÖ suikastı olan Hrant Dink cinayetinin milliyetçilerin üstüne yıkılmak istenmesi bu yüzdendi... Şüpheli bir şekilde hayatını kaybeden BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu'nun "Tarlamızı sürmüşler" isyanı boşuna değildi elbette.
Ya da MHP lideri Bahçeli'nin kurmaylarına yönelik kaset kumpasları da; öyle ki o kumpaslardan biri de CHP lideri Baykal'a kurulmuş, yerine gelen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Partiye sızan FETÖ'cüleri zamanında tespit edemediğim için özür diliyorum" demişti...
MHP'yi bölme, Bahçeli'yi karalama kampanyaları hep bu sebep sürdürüldü...
Zira Siyonizm'in en büyük korkusu Cumhur İttifakı Ruhu'nun diri kalması, tam bağımsız Türkiye mücadelesine inananlar oldu...
Bu ruh Irak'ın bölünmesini önledi, Suriye'de terör koridoruna, Türkiye'de kantonlar kurulmasına karşı gövdesini siper etti...
İsrail'in Lazkiye, Süveyda isyanlarını bastırdı...
Bölgenin ve Türkiye'nin istikrarı için mücadele etti...
Orta Doğu Savaşının önüne geçti...
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Türkiye Yüzyılı'nın İstiklal Beyannamesi 15 Temmuz" sözü boşuna söylenmiş değil elbette...
Ya da MHP lideri Bahçeli'nin, "15 Temmuz Çanakkale'yi geçemeyenlerin başka yollar aramasıdır" ifadesi de bir durum tespitiydi aslında. 15 Temmuz'un üstünde 10 yıl geçmişken asıl mesele tüm bu yaşananları unutmamaktan geçiyor... Zira kavga halen sürüyor. Üstelik de şiddetlenerek, Siyonizm'in bölgemizde 7 ülkeye saldırdığını, 3 ülkeyi doğrudan işgal ettiğini unutursak, listeye eklenen sekizinci ülke olma riskini de göze almış oluruz...
Bu yüzden 15 Temmuz FETÖ'cü darbe girişiminin akamete uğratılmasının 10'uncu yıl dönümünde meseleyi iyi okumak, iyi anlamak ve Türkiye'nin nasıl bir mücadele içinde olduğunu kavramak en kritik mesele... Zira tam bağımsız Türkiye mücadelesine sahip çıkmak, aslında geleceğimize sahip çıkmak anlamına geliyor...
Takdir milletin elbette...