Ferudun Niğdelioğlu
Ferudun Niğdelioğlu
Tüm Yazıları

Üslup adamın aynasıdır

Ali Koç, Büyük Kulüp'te, Mourinho ile ilgili yaptığı konuşmasında; "...Yok o olmasaymış bu olmasaymış. Türkiye'ye gelemezmiş. Bir laf vardır. At yalanı gerisini neyse..." diyerek bu veciz sözün Türk spor tarihine altın harflerle yazılmasına vesile oldu. Bu sözün başında yer alan, "at yalanı" kısmından sonra gelen "s" harfi ile başlayan kısmı bu denli nezih bir topluluk önünde söylemeye ramak kala durabilmek Ali Koç için inanılmaz bir başarı. Daha fazlasını da söyleyebilirdi. Bu sözdeki "at yalanı" kısmının muhatabı Aziz Yıldırım. Ali Koç, her ne kadar saygı, sevgi, birlik ve beraberlik söylemlerini dilinden düşürmüyorsa da içinde tuttuğu Aziz Yıldırım düşmanlığına engel olamıyor ve bu tür kelimeler çoklukla ağzından çıkabiliyor. Bu sözün gerisinde "neyse" şeklinde geçiştirilen kısmın muhatabı ise Aziz Yıldırım'a inanan herkes. Bunların içinde taraftarlar ve kongre üyeleri var. Ali Koç'a göre kendisi hariç kim başkan adayı sıfatıyla bir adım öne çıkarsa ona inananların tamamı "neyse" ile geçiştirilecek sözün veciz kısmının muhatabı olacak. Ali Koç, 6 yılda 0 çekerek bu yönü ile adını Fenerbahçe tarihine yazdırmışken, görev yaptığı 6 yılda yaptığı R (geri viteslerle) Türk sporunda haklı bir şöhrete ulaştığını unutmuşa benziyor.

Bu noktada Ali Koç'un, "Türkiye'de doğruyu söyleyen doğru söylediğini ispat mecburiyetinde kalıyor" sözü ile Mourinho konusunda bir analiz yapmak gerektiğine inanıyorum. Ali Koç'un anlatımına göre; zaten Mourinho ile Fenerbahçe'nin lig bitmeden başlayan görüşmeleri mevcut hocaya (İsmail Kartal) zarar vermesin diye gizli yürütülmüş, sonrasında anlaşma yapılmamış. Ali Koç'a yakın kişilerin açıklamalarına bakarsak Mourinho ile ilk görüşmeler mart ayında başlamış. Yani 2 Nisan'da yapılan genel kurulda "Ligden çekilelim mi, küme düşelim mi?" oylaması yapılırken Fenerbahçe gelecek sezon için Mourinho ile görüşüyormuş. Pioli, Conte ve Montella hiç olmamış, ta mart ayından beri Mourinho ile gelecek sezon için temas kurulmuş. Ali Koç, seçim çalışmaları kapsamında katıldığı dernek toplantılarında "İsmail Kartal ile devam edeceğiz, etrafını güçlendireceğiz" dese de aslında mart ayından beri Mourinho ile görüşülüyormuş. Beyler, Ali Bey bu konunun öznesi olmasa muhtemeldir ki "at yalanını, gerisini neyse" derdi. Biz terbiyemize sığdırıp bunu söyleyemiyoruz elbette. Bunun yerine ortaya atılan bir yalanın ispatını yaptığımız analiz ile ortaya koymakla yetiniyoruz.

YALANIN ŞERBETLİSİ KİM?

Aziz Yıldırım tarafından Mourinho ismi gelecek sezonun teknik direktörü olarak ortaya atıldığında Ali Koç ve ona yakın isimlerin söylemleri ortada. İki yıl için 45 milyon Euro maliyeti olacak, Mourinho'nun Fenerbahçe için bir ütopya ve Aziz Yıldırım tarafından tutulmayacak bir seçim sözü olduğunu ima ediyorlardı. Ne vakit ki Mario Branco, Mendes ile görüşüp, Aziz Yıldırım'ın Mourinho ile bir prensip anlaşması yaptığını öğrendi, işte o anda Ali Koç Mourinho ismine yöneldi. Aziz Yıldırım, Mourinho ile ancak bir prensip anlaşması yapabilir. İmza yetkisi yok. Bu yüzden Fenerbahçe kurumsal olarak gittiğinde kolaylıkla Mourinho ile sözleşme imzalayabildi. Zaten Aziz Yıldırım, görüşme sürecini tamamlamış, taraflar prensipte anlaşmıştı. Bu transferin başarı hikayesi her türlü Aziz Yıldırım'a yazacaktır. Mourinho vizyonunu ortaya koyan, çıtanın yükselmesini sağlayan Aziz Yıldırım'dır.

Mourinho özellikle bir konuda çok haklı: Serbest bir teknik direktör veya futbolcu kimseden onay almadan sözleşme imzalar. Branco da Fenerbahçe adına ilk temas kuran kişi olabilir. Bu Mourinho isminin ilk kez Aziz Yıldırım tarafından kamuoyu ile paylaşıldığı ve ilk anda Ali Koç ve taraftarı gazeteci ve trollerince tepki ile karşılandığı gerçeğini değiştirmeyecektir. Sonuç olarak Mourinho ile sözleşme imzalayan Fenerbahçe Spor Kulübüdür. Ali Koç, kulübün sahibi değildir. Mourinho sahipli kulüplerle çalışmaya alıştığı için kulübün sahibinin Ali Koç olduğunu düşünmesi mümkündür. Kaldı ki Mourinho Aziz Yıldırım ile görüştüğü gerçeğini inkâr etmemektedir.

Gelelim Mourinho ile yapılan anlaşmanın Ali Koç'un hangi söylemlerini bitirdiğine:

İlki harcama limiti ve UEFA Mali Fair Play konuları ile ilgili söylem. Böylesine bir anlaşma yapınca bunu söz konusu limitlere uygun hale getirebilmek demek ki mümkünmüş. "Harcama limiti olmadığından sol bek alamadık" sözü, "Galatasaray'ın bu konudaki tecrübesi bizde yok, o yüzden biz onlar gibi yapamadık" anlamına geliyormuş.

"Dış güçler bizi şampiyon yapmıyor" sözü de bu transfer ile rafa kalkmış oluyor. "Teknik direktörümüz rekorları alt üst etti, 99 puan aldık, 99 gol attık, sadece bir mağlubiyet aldık, gerçek şampiyon biziz" demek, bu söylemin hemen ardından da ilk olarak rekorları kıran teknik direktörü değiştirmek sorunun saha dışında değil, içinde olduğunu göstermiyor mu?

"Ligden çekiliriz, Türkiye Kupasına katılmayız" sözleri de bu transferle birlikte bitmiş olmuyor mu? Mourinho ortada bulunan tüm kupalara, tüm başarılara talip. Teknik adam "99 puandan daha az alalım ama şampiyon olalım" diyor. Bu yüzden Ali Koç'un bu söylemi de artık kapanmış oluyor. Ha bakalım Mourinho sonrası, Ali Koç olası bir eşleşmede U19 takımı ile sahaya çıkıp ezeli rakibine kupa hediye edebilecek mi? Bu konu da artık açılmamak üzere kapanıyor.

"Ben artık yokum, yeni sezonda ben başkan olarak kulübün başında olmayacağım, Sadettin Saran yeni başkan adayı" açıklamalarını yaptığı sırada, Ali Koç, Mourinho'nun peşinde koşuyor, onunla görüşüyormuş meğerse. Demek ki bu söylemlerinin hiçbiri doğru değilmiş. Sadettin Saran'a da camiaya da gerçeği söylememiş Ali Koç. Meğerse (ve eğer doğruysa) mart ayından beri önümüzdeki sezon, başında olduğu, Fenerbahçe'yi dizayn ediyormuş!

Bu saatten sonra Mourinho ile 2 seneliğine yapılan anlaşma ile "artık ben başında olduğum sürece Fenerbahçe'yi şampiyon yapmazlar" sözünden de vazgeçmiş oluyor Ali Koç.

HERKES LİDER OLAMAZ!

Ben bir kere daha çok adaylı seçimlerin Fenerbahçe Spor Kulübü için ne denli faydalı olduğunu görmüş oldum. Çocuklar üzülüyor, üzülmesinler. Fenerbahçe şampiyon olacak. Stadyumun yenilenmesi ve akustik sorunu da masaya yatırılacak. Son olarak da Mourinho konusu gündeme geldi. Eğer Aziz Yıldırım aday olmasa ve bu vizyonu ortaya koymasaydı eminim Ali Koç bunların tek bir tanesini bile düşünmez, düşünemezdi. Ama bir eksik var: LİDERLİK Ali Koç adına taklit edilemeyecek tek konu!

LİDERLİK onda yok.

Taklit de edilemez.

Dzeko'yu 2021'de söyleyip, 2023 yılında Fenerbahçe'ye getirten de Aziz Yıldırım olmamış mıydı? Diyebilirsiniz ki "Aziz Yıldırım tarafından dile getirilen bu vizyonun Ali Koç tarafından harfiyen yerine getirilmiş olması, seçim sonuçlarına Ali Koç lehine yansır mı?"

Benim cevabım "hayır yansımaz" olur.

Taraftar 6 sezonda 0 çekmiş Ali Koç'a karşı hala tepkili. Son örneğini Mourinho'nun imza töreninde gördük. Fenerbahçe camiası böyledir. Asla başarısızlığı affetmez. 6 yılda 0 şampiyonluk Ali Koç'un Fenerbahçe taraftarının zihninden silemeyeceği bir gerçektir. Fenerbahçe'de 6 sezon üst üste şampiyonluk kazanmamış hiç kimse başkan olarak kalamamıştır. Ne Mourinho, ne Ronaldo taraftarın kalbine, beynine işlenen 6 yılda 0 şampiyonluk gerçeğini silemez.

Unutturamaz.

Kaldı ki Mourinho'nun gelmiş olması ile Ali Koç'un karakterini değiştirebileceğini düşünmek de ayrı bir saflık olur. Obradovic de basketbolun Mourinho'su değil miydi?

Onun liderliğinde Fenerbahçe Eurolig şampiyonu olmuş, Eurolig'de yenilmez bir armada kurulmamış mıydı? Ne kadar dayanabildi. Neden ve nasıl ayrıldı? İnşallah Mourinho'nun sonu Obradovic gibi olmaz.

Son olarak imza törenine dair birkaç kelime etmek istiyorum. Ali Koç yönetiminde görmeye alıştığımız üzere imza törenini izlemek için gelen taraftarlar iki sınıfa ayrılmış. Bunlardan birinci sınıf olanlar en güzel yerlerden imza törenini rahat ve konfor içinde seyrettiler. İmza almak için davet edilen kadın taraftarlarla, çocukların da birinci sınıf taraftarlar arasından seçildiği söyleniyor. İkinci sınıf olanlar ise kaderlerine razı oldular. Sanki imza töreni, hafta sonu yapılacak genel kurulun bir provasıydı. Gerilim hat safhada. Umarım emniyet her türlü tedbiri alır ve yıllarca konuşulacak olumsuz olaylar cereyan etmez. Daha şimdiden yönetime yakın derneklerin, genel kurula gelemeyecek üyelerine ait giriş kartlarının üye olmayan kişilere oy kullanabilmeleri için dağıtılacağı konuşuluyor. Umarım doğru değildir.