
Cumhuriyet Halk Partisi'nin başı dertten, gündemi kaostan kurtulmuyor.
Parti yönetimi her yeni güne ya bir skandalla ya bir kaosla ya da parti içi bir kavgayla başlıyor.
Tartışma konuları genellikle ya akçeli işler oluyor ya belden aşağı işler ya da mide bulandıran sapıklıkların yaşandığı ilişkiler yumağı oluyor.
SİYASETE ZARAR...
Tüm bu olanların elbette kamu vicdanında, toplum nezdinde ve aynı zamanda siyasette bir karşılığı oluyor.
Birileri meydanlar doluyor, CHP'nin oy oranları yükseliyor diyerek muhalefete güzelleme yapsa da işin vicdanlardaki karşılığı asla bu değil.
CHP vicdanlarda eriyor, CHP tabanda yok oluyor ve sonuçta öncelikle parti sonrasında siyaset kaybediyor.
Sandığa nasıl yansır bilinmez ama gerçek manada CHP seçmen tabanında ve parti teşkilat yapısında çok ciddi rahatsızlıklar var.
İşin daha kötüsü bu yaşananlar CHP'den çok Türk siyasetine büyük zararlar veriyor.
Zannederim Türk siyasi tarihi siyasete olan güvenin bu denli azaldığı bir dönem yaşamadı, siyasete olan güven hiç bu kadar azalmadı, siyaset hiç bu kadar yara almadı.
PARTİ İÇİ KAVGALAR...
Bütün bu olanlar yetmiyormuş gibi bir de CHP içinde yaşanan iktidar kavgaları var.
Özgür Özel ile Ekrem İmamoğlu arasında yaşanan kavga zirve yapmış durumda.
Birileri istediği kadar olanı örtmeye çalışıp "CHP olarak uyum içindeyiz" havası yaymaya çalışsın, işin aslının o olmadığını cümle alem görüyor.
Bu görünmez kavgayı konuşulmaz hale getiren bir başka kavga da istifa eden CHP'li siyasilerde, belediye başkanlarında yaşanıyor.
Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu'ndan sonra Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal da partisinden istifa ederek AK Parti'ye geçti.
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE...
Olayların gelişimine ve Burcu Köksal'ın açıklamalarına baktığınızda, biraz da geçmiş yaşananları kurcaladığınızda işi istifaya götüren sürecin bir kriz ve gerginlik geçmişi olduğunu görüyorsunuz.
Burcu Köksal'ın yaptığı açıklamada "önümü kesmek için kazanamayacağımı düşünerek beni Afyon'dan belediye başkan adayı gösterdiler" demesi bu durumun en büyük kanıtı.
Baktığınızda AK Parti'nin kalesi olarak görülen bir ilde böylesi bir seçim sonucu kimsenin beklemediği bir durumdu ama oldu.
Peki CHP yıllar sonra elde ettiği böylesi bir başarıyı siyasi tarihine yazdırmayı başarabildi mi?
Güldüğünüzün farkındayım.
CHP bunu bile başaramadı ve ne yaptı etti Afyon'u götürdü, kendi elleriyle AK Parti'ye teslim etti.
TEPKİLER, HAKARETLER, KÜFÜRLER...
Az önce de değindiğim gibi Burcu Köksal, CHP'nin yaptığı çeşitli hatalardan dolayı yıllardır hizmet ettiği CHP çatısından ayrılıp AK Parti'ye geçmeye karar verdi.
Baktığınızda bu bir siyasi tercihtir ve kişinin bu tercihine saygı göstermek gerekir.
CHP öyle yapmadı.
Köksal'a hakaretler, küfürler, tehditler havada uçuştu.
CHP yönetimi başta Özel Özgür olmak üzere Burcu Köksal'ın ailesi dahil birçok konuyu tepkiye malzeme yaptı ve seviyeyi inanılmaz düşürdü.
Özel Özgür katıldığı televizyon programlarında konu ile ilgili "Burcu Köksal'a söyledik boşa kocanı" tarzı cümlelerle izleyenleri şoka soktu.
Bu söylemler bir parti genel başkanına yakışmadığından ekran başında olanlar büyük şok yaşadılar.
Bu hata Özel Özgür'ün yaptığı ilk hata değil.
Bu tür sokak ağzı söylemler Özel'in genel başkan olduktan sonra çokça yaptığı gaflardan sadece biri.
LİNÇ KAMPANYASI...
CHP bu gafları gündem yapmamak adına Burcu Köksal'a bir linç kampanyası başlattı.
Ancak Köksal'a gösterilen bu tepkileri anlamak mümkün değil.
Bu kişisel tercihe bu neyin öfkesi gerçekten merak konusu.
Ama olsun mantığa uymasa da hep bir ağız, hücummm Köksal'a...
"Vayyyy sen nasıl gidersin AK Parti'ye..."
YAV NE ÇABUK UNUTTUNUZ...
Bu başlıkla neyi mi kastediyorum...
Hatırlarsanız Burcu Köksal vakti zamanında DEM ile ilgili birçok kişinin takdir ettiği bir tepki ortaya koymuştu.
Bu tepki sonucu gölge genel başkan İmamoğlu, CHP'de genel başkan kim sorusunu sorduracak bir çıkış yapıp şöyle seslenmişti Burcu Köksal'a;
"Burcu Köksal ya kendine yeni bir iş bulacak ya da başka bir parti."
Burcu Köksal'da İmamoğlu'nun tavsiyesine uydu ve kendine yeni bir parti buldu...
Şimdi CHP'ye sormak lazım...
Ne var bunda...