Coşkun BAŞBUĞ
Coşkun BAŞBUĞ
coskun.basbug@star.com.tr
Tüm Yazıları

Dibine dinamit

Son zamanlarda ne yaparsa yapsın, hangi olay yaşanırsa yaşansın fırsat doğdukça birileri tarafından sürekli hedef gösterilen bir bakanımız var.

Yusuf Tekin...

Yani Milli Eğitim Bakanı...

Veli ile öğretmen didişir...

Bakan istifa...

Öğrenci ile öğretmen çekişir...

Bakan istifa...

Bu tesadüf mü?

Asla...

PEKİ NEDEN HEDEFTE...

Eğitim Bakanlığı Atatürk tarafından başına "Milli" kelimesi konan iki bakanlığımızdan biri.

Çünkü en kritik bakanlık.

Bu bakanlık düzgün çalıştı mı, milli ve manevi değerlere sahip vatansever nesiller yetiştirdi mi batının ülke üzerine oynadığı tüm oyunlar bozulur.

O halde ne yapmalı, oyunun bozulmaması için bakanlık, eğitim, sistem bozulmalı.

İşte bu nedenlerden dolayı Milli Eğitim Bakanlığı uğruna en çok oyun oynanan bakanlığımız oldu.

NEŞTER...

Halen Milli Eğitim Bakanlığı yapan Yusuf Tekin benim son yıllarda tanıdığım en etkili eğitim bakanlarımızdan.

Yusuf Tekin eğitimde öyle yerlere el atıyor ki ezber bozuyor, oyun yıkıyor, oyunun dibine dinamiti koyuyor.

Bakan Tekin yakın dönemde Fransız okullarına el attı ve konu ile ilgili şöyle konuştu;

"Lozan anlaşması gereği Türkiye'de yabancı okullar var.

Bu okulların her türlü eksiğini gidermek, bu okullara yardımcı olmak Bakanlık olarak görevimiz.

12 tane yabancı okul var.

Fransız okulları var, Alman okulları var, İtalyan okulu var.

Bunlar içinde Fransa müstemleke ülkelerine yakışan bir şekilde davranarak Türkiye'de Lozan'da adı geçmeyen iki tane daha okul açmış.

Bu okulları açarken de biz buraya sadece Fransızları alacağız demişler.

Müfettiş gönderiyoruz 'Türk öğrenci var mı' diye bakalım diyoruz okula almıyorlar. Bizi denetleyemezsiniz' diyorlar.

Ama anladık ki öğrencilerin yüzde 90'ı Türk.

Şimdi bu çocuklar bizim sistemimizde kayıtlı değil ve bu okullar resmi olmadığı için bu çocuklar okullaşmamış gözüküyorlar."

Sonra bu çocuklar mezun oluyor ve diplomasını getirerek denklik istiyor. Vatandaşla ben karşı karşıya geliyorum. Yetmiyor ayrıcalıklı bir pozisyonda yabancı öğrenciler için yaptığımız yükseköğretim kurumu sınavlarına (YÖS) giriyorlar ve böylelikle adaletsizliğe sebep oluyorlar.

Şimdi diyorum ki Fransızlara, büyükelçilerine. "Ya bu yaptığınız doğru değil. "

Evet haklısınız, düzeltelim, ilk fırsatta çözeceğiz' diyorlar.

İlk fırsatta çözeceğiz demelerinin üzerinden 7-8 ay geçti.

Gelin konuşalım diyoruz.

Geliriz, yarın geleceğiz, öbür gün geleceğiz diyorlar, oyalıyorlar, lütfedip bizi muhatap almıyorlar.

Ben de diyorum ki ya kardeşim bak biz sizin müstemleke sömürge, sömürdüğünüz ülkeler gibi değiliz. Biz bağımsız ve milli bir devletiz. Dolayısıyla bizim literatürümüze göre burada eğitim vermek istiyorsanız, bizim koşullarımıza göre hareket edeceksiniz. Gelin bu okulları meşru hale getirelim. Bunun karşılığında da sizden biz de Fransa'daki Türk vatandaşları için bazı taleplerimiz olacak.

Burada kafasına göre hareket eden Fransa bizim oradaki vatandaşlarımızın taleplerini reddediyor, Türkçe, Türk kültürü derslerini engelliyor.

Okullara resmi yazı gönderdik, Türk öğrenci alamazsınız dedik.

Bunun üzerine büyük(!) köşe yazarlarına aleyhimizde yazılar yazdırdılar.

Geçtiğimiz gün büyük(!) bir gazeteci öyle saçma sapan bir yazı yazmış ki Milli Eğitim bu okullarda din kültürü dersi veremediği için okulları kapatıyor diyor.

Ulan ahlaksızlık yapmayın ya...

Gerçekten ahlaksızca bir yalan bu.

Biz gerekli adımları attık. Bizim koşullarımıza gelirlerse hayatlarına devam ederler. Gelmezlerse de biz de gerekli hukuki prosedürü takip ederiz.

SADECE BU MU...

Elbette değil...

Bakanımızın hedef gösterilmesinin nedenlerinden sadece biri bu. Bunun gibi daha çok sayıda girişimi var Yusuf Tekin'in.

İşte bunlardan biri.

Gençlerimize dini bilgileri, maneviyatı yükleyecek bir proje;

"Maarifin Kalbinde Ramazan"

İlk defa uygulanan bu proje okullarda ciddi bir manevi hava oluşturdu.

Sen misin içi boşaltılan gençliğe bu değerleri vermek isteyen...

Bakan istifa...

KESMEZ...

Bakan geçtiğimiz günlerde yine arı kovanına çomağı soktu ve müfredatta yıllardır öğrencilerimize öğrettiğimiz yanlış kavramları düzelterek yerine doğrularını getirdi.

Neydi bu kavramlar...

"Coğrafi keşifler" yerine "Sömürgecilik Politikaları"

"Haçlı seferleri" yerine "Haçlı Saldırıları"

"Orta Asya" yerine "Türkistan",

"Bizans" yerine "Doğu Roma"

"Ege Denizi" yerine "Adalar Denizi"

"Ermeni Meselesi" yerine "Asılsız Ermeni İddiaları"

Demokrasi dersinde batının yalanlarını değil Fatih Sultan Mehmed'in Bosna Fermanı, Hz. Ömer'in Kudüs Emannamesi okutulacak.

VAR OLUN...

Sayın bakanım gerçekten var olun.

Çocuk yaşta farklı kültürlerin yüklendiği evlatlarımıza ilk defa özüne dönen kavramları vermeye başladık.

Daim olsun...

İnsan fabrikası olarak gördüğüm eğitim sistemi, müfredatta çocuklara ne verildiği çok çok önemli.

ÖNEMLİ...

Hazır yeri gelmişken buradan sayın bakanıma bir çağrıda bulunayım.

Öğretmen okullarını açın sayın bakanım.

Öğretmenimiz eskiden olduğu gibi en az lise çağından başlamak üzere öğretmen formatında eğitilsin.

Çünkü öğretmenlik; en az askerlerimiz, polislerimiz kadar önemli bir meslek dalı.

Cumhuriyetin ilk yıllarında asker, polis ve öğretmen olacaklar ortaokuldan itibaren yatılı olarak okutulurdu.

Birileri tek tek kapattı.

Siz tekrar açın bakanım.

Zira siz müfredat değişikliği yapsanız dahi o değişikliğe direnen öğretmelerimiz var. Bu konuda alınan duyumlar var.